ADALET BİR GÜN HERKESE LAZIM OLABİLİR... BİR UMUTTUR YAŞAMAK..!.S.PKR

İYRVŞÇ...!

İYRVŞÇ...!
BU NOT BAŞKALARININ KÖPEKLİĞİNİ YAPANLARADIR..Bir kurt, karın doyurmak için asla köpeklik yapmaz. Bir kurdu tasmalı gezdiremez, onu sirklerde oynatamazsınız. Köpekler insanlarla iç içe, kurtlar ise dağlarda yaşarlar..Gördükleriniz köpekten başka bir varlık değildir..! Kancık da diyebilirsiniz onlara.. Onlar ancak, başkalarına köpeklik yapmak için birbirleriyle yarışırlar... Onları iyi tanıyın...19 Ekim 2014

19 Mayıs 2012

BU YASA YAĞMACILARIN ve TALANCILARIN ÖNÜNÜ AÇACAK..!


MEDYA7 : BU  YASA  YAĞMACILARIN ve TALANCILARIN ÖNÜNÜ AÇACAK..

Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren Kentsel Dönüşüm Yasası Meclis’te kabul edildi. Riskli binaların tespitleri bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlarca yapılacak. Masraflar yapı maliklerince karşılanacak. Tespitlere karşı ev sahipleri, 15 gün içerisinde itiraz edebilecek.

Gecekondu sahibine konut verilene kadar evi yıkılmayacak !

Milyonlarca vatandaşı ilgilendiren Kentsel Dönüşüm Yasası Meclis’te kabul edildi.Yasa ile birlikte tüm ketlerde çalışmalar kısa sürede başlayacak. Kentsel dönüşüm alanlarını İl Genel Meclisi Belediye belirleyecek, son kararı ise Bakanlar kurulu verecek.
               Dönüşüm çerçevesinde gecekondu sahibine konut verilene kadar evi yıkılmayacak. Kiracı bile yıkılacak binada hak sahibi olabilecek. Şehirlerin çehresini değiştirecek düzenleme ile riskli yapıların sorumluluğu yapı maliklerinde olacak. Yıkılacak yapıların maliklerine kira yardımı verilecek.
             Kararlar üçte iki çoğunlukla alınacak. Çoğunluk kararına katılmayan yapı sahibi mağdur edilmeyecek.Yıkılacak binaların işlemi sonuçlanıncaya kadar satılamayacak, kiraya verilemeyecek, tahsis edilemeyecek.Gecekondu sahibine konut verilene kadar evi yıkılmayacak. Kiracı bile yıkılacak binada hak sahibi olabilecek.Hak sahibinin görüşü alınarak riskli binaya elektrik, su, doğalgaz hizmetleri verilmeyecek. Verilen durdurulacak.Yıkılan binanın arsası kat sahiplerine payları oranınca tescil edilecek. Hak sahipleri bu duruma göre borçlanacak.

Riskli yapıların yıktırılması için yapı maliklerine verilen süre 30 günden 60 güne çıkarılacak. Sahibi tarafından yıktırılmayan yapılar idari makamlarca yıkılacak. Riskli yapıların yıkımını engelleyenler hakkında ise Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulacak. İhtilafları denetleyecek bilirkişi sayıları illerin nüfusuna göre belirlenecek.

               Kanunla Altyapı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün adı, Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü olacak. Kentsel dönüşümle ilgili çalışmaların yürütüleceği genel müdürlük bünyesine 10 daire başkanı kadrosu verilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, görev alanına giren konularda her türlü etüt, plan, proje, maliyet hesaplarını ve yapım işlerini, yapı denetim sistemini oluşturacak.


Kentsel dönüşüm alanlarını il genel meclisi ve belediye belirleyecek

           Kentsel dönüşüm alanlarının belirlenmesi il genel ve belediye meclisleri tarafından belirlenecek. Meclisler üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verecek. Alınan karar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın teklifiyle Bakanlar Kurulu'na sunulacak. Bakanlar Kurulu karar verirse kentsel dönüşüm gerçekleşecek. TOKİ'ye, belediyelere ve diğer kamu kuruluşlarına tahsis edilen veya devredilen yerlerde, 2 yıl içinde dönüşüm ve iyileştirme çalışmaları yapılmamışsa bu taşınmazların tahsisleri kaldırılacak ve Maliye Bakanlığı'na devredilecek.

İtirazlar 15 gün içinde yapılacak


Tespitler bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlarca yapılacak. Masraflar yapı maliklerince karşılanacak. Tespitlere karşı ev sahipleri, 15 gün içerisinde itiraz edebilecek. Riskli yapıların yıktırılmasında öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilecek. Anlaşma ile tahliye edilen yapıların maliklerine kira yardımı yapılabilecek.

 Elektrik ve su yok

Yıkılmasına karar verilen riskli yerlerde elektrik, su doğalgaz hizmetleri verilmeyecek. Üzerindeki bina yıkılarak, arsa haline gelen taşınmazlar kat sahiplerine payları oranınca tescil edilecek. Yapılacak konutların ve iş yerlerinin bedelleri, sosyo-ekonomik durumlar gözetilerek belirlenecek. Hak sahipleri bu duruma göre borçlanacak veya alacaklı olacak. 

 KARABÜK’TE UYGULAMA NASIL OLACAK
Hatırlanacağı gibi 2011 yılı Ekim ayında bakanlar kurulu kararı ile Soğuksu mahallesinin bir kısmı ile yeşil mahallede bir bölge kentsel dönüşüm alanı ilan edilmişti. Her iki mahallede tespit çalışmaları başlatıldı.

İŞTE, O KANUN TASARISININ TAM METNİ İÇİN ALTTAKİ LİNKİN ÜZERİNE TIKLAYIN..


 
*** 
ADINA KENTSEL DÖNÜŞÜM DİYORLAR..

TMMOB Şehir Plancıları Odası'ndan Afet Dönüşüm Yasası'na Dair Basın Açıklaması..

TMMOB Şehir Plancıları Odası Afet Dönüşüm Yasası'nın Meclis Genel Kurulu'ndan geçmesi üzerine kendi sitelerinde bir basın açıklaması yayınladılar.
Basın açıklamasının tam metni şu şekilde:
"'AFET RİSKİ ALTINDAKİ ALANLARIN DÖNÜŞTÜRÜLMESİ HAKKINDA KANUN' İNSAN HAKLARINA VE ANAYASA'YA AYKIRIDIR.
Büyük bölümü afet riski altında olan ülkemizde, olası afetler öncesinde, can ve mal kayıplarının yaşanmasının önüne geçilmesi amacıyla gerekli önlemlerin alınmasının yanı sıra var olan yapı stokunun olası afetlere karşı güvenli kılınması için devlet eliyle çalışmaların yapılması kaçınılmazdır. Benzer tespitlerden yola çıkarak hazırlandığı dile getirilen 'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun' TBMM tarafından dün tamamlanan görüşmeler sonucunda yasalaştırılmıştır.
Kamuoyunda oluşan yoğun tepkiye rağmen, TBMM komisyonlarında yeterli düzeyde tartışılmadan, korku ve endişe yüklü TV reklamlarıyla desteklenerek Genel Kurul'a getirilen ve TBMM'deki görüşmeleri tamamlanarak yasalaştırılan 'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun', düzenlemenin gerekçeleri arasında da sayılan amacına hizmet etmekten uzak olmasının yanı sıra, insan haklarına ve anayasaya açıkça aykırı düzenlemeler içermektedir.
Kabul edilen haliyle Yasanın uygulamaya sokulması, Türkiye kentlerini bir adım ileriye taşıyamayacak, kentsel alanda huzursuzluğu arttıracak, doğal afetten korunması amaçlanan halkın, devlet eliyle afet yaşamasına neden olacaktır.
- Yapılan düzenleme ile en temel insan haklarından biri olan barınma hakkının savunulması ve dayatılan anlaşmaya karşı çıkılması cezalandırılmaktadır. Böylesi bir düzenleme hukuk kurallarının yerini mafya kurallarının alması demektir. Bugüne kadar kentsel dönüşüm alanlarından halkın zorla dışlanması uygulamalarına karşı örneklerini gördüğümüz "barınma hakkı" direnişlerinin, zor kullanarak ve cezalandırma tehditleriyle engellenmesi, en temel insan haklarından olan barınma hakkının savunulmasına karşı geliştirilen bu tehdit, bu günden sonra dönüşüme konu olan alanlarda hukuk kurallarının yerini mafya kurallarının alması anlamına gelecektir.
- Yasa hükümlerinin gerektiğinde sağlam yapılara da uygulanabilmesine ilişkin endişe verici düzenleme açıkça Anayasaya aykırıdır. Yasada yapılan düzenleme ile risk taşımayan yapıların da 'uygulama bütünlüğü' gerekçesiyle kanun hükümlerine tabi olacağı belirtilmiştir. Bu düzenleme ile riskli yapıların yanı sıra risk taşımayan yapılar, Bakanlığın belirleyeceği sınırların içinde kalmaları durumunda yıkılabilecektir. Böylesi bir düzenleme, güvenli, risk taşımayan yapılarda oturan kişilerin hukuksal güvencelerini, barınma haklarını, konut dokunulmazlığını, belirsizlik taşıyan 'uygulama bütünlüğü' kavramına dayanarak ortadan kaldıracaktır. Yasa yürürlüğe girdiği günden başlayarak, Türkiye sınırları içinde hiç kimsenin konutu ve barınma hakkı güvende olmayacaktır.
- Riskli alanlardaki yapılara verilen kamusal hizmetlerin durdurulmasına ilişkin düzenleme, barınma sorunlarının çözümüne ilişkin kararlarla desteklenmediği sürece bu alanlarda yaşayanlar açısından kabul edilemez, insan haklarına ve sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Riskli alanlardaki yapıların tamamında, yapılara elektrik, su ve doğalgaz hizmetlerinin verilmeyeceği, verilen hizmetlerin durdurulacağına ilişkin düzenleme, bu tür yapılarda yaşamak zorunda kalan yoksul kesimler açısından önemli sağlık ve güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasına neden olacaktır.
- Altyapı maliyetlerinin konutları yıktırılanlara ödetilmesi, yoksul kesimlerin borç miktarını büyütecek, Anayasanın Hukuk Devleti ve Sosyal Devlet ilkeleri ile çelişen bir düzenlemedir. Yasada yapılan 'gerekli görüldüğünde Bakanlar Kurulu kararı ile sosyal donatı ve altyapı harcamaları uygulama maliyetine dahil edilmeyebilir' biçimindeki istisna düzenlemesi, genel olarak sosyal donatı ve altyapı harcamalarının maliyete ekleneceğini göstermektedir. Böylesi bir düzenleme, evleri yıktırılan yoksul kesimlerin daha büyük miktarlarda borçlandırılmasına neden olacaktır.
- Yasa ile yetkinin genel olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na verilmesi, yerleşmelerin asıl sorumlusu olan yerel yönetim birimlerinin devre dışı bırakılmasına neden olacaktır. Bakanlığa tanınan yetkiler, belediyeleri kentlerinde yetkisiz bırakacak, halk ile belediye, belediye ile bakanlık karşı karşıya gelecektir.
- Yasa ile kamunun elinde kalan son araziler de elden çıkarılacak, kamusal fakirleşme yeni bir boyut kazanacaktır. Uzun yıllardan bu yana yapılan satışlarla tükenme noktasına gelen kamu mülklerinden kalan son parçaların da satışa konu edilerek talan edilmesinin yolunu açan bu düzenleme, aslen kentsel sosyal ve teknik altyapı alanları için kullanılması gereken bu alanların tümüyle ortadan kalkmasına neden olacaktır.
- Yasa ile Hazine dışındaki kamu kurumlarına ait taşınmazların da, üstelik bu alanların riskli alanda olma koşulu da aranmadan Bakanlığa tahsis edilmesi sonucunda, kentlerimizin rantı yükselen merkezi bölgelerindeki kamu tesislerine (okul, hastane vb.) yönelik talan süreci hız kazanacaktır.
- Yasanın "Uygulanmayacak mevzuat" başlıklı maddesinde yapılan düzenleme ile ülkemizin sahip olduğu önemli doğal ve kültürel zenginlikleri koruma altına alan yasal kurallardan sınırsız biçimde vazgeçilmektedir. Yapılan bu düzenleme riskli yapılar gerekçe yapılarak başlatılabilecek ağır bir talan sürecini işaret etmektedir. Yasa ile ülkemizin tüm kıyılarında, tarım alanlarında, zeytinlik alanlarında, meralarında, orman alanlarında ve hatta sit alanlarında yaygın bir talanın önü açılmış olacaktır.
- Riskli yapıların yenilenmesi gerekçesi kullanılarak, mera alanlarının talan edilmesi daha da kolaylaştırılmıştır. Yasa ile hayvancılığı tükenme noktasına gelmiş olan ülkemizin mera alanlarından Bakanlık tarafından ihtiyaç duyulan alanların, sınırsız biçimde, mera vasfının kaldırılması ve yapılaşmaya açılması kolaylaştırılmıştır. Afet açısından herhangi bir risk taşıma olasılığı bulunmayan mera alanlarının devrini ve satışını kolaylaştıran bu düzenleme sonucunda ülkemiz hayvancılığı ve korunması gereken doğal değerlerimiz ağır bir darbe daha alacaktır.
- Yasa ile getirilen mülkiyet hakkının kullanımının kısıtlanmasına ilişkin tanımlanan yetkiler de açıkça Anayasaya aykırıdır. Yasa ile riskli yapıların bulunduğu alanların yanı sıra, Bakanlık tarafından belirlenecek, yapılaşmamış boş rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma işlemlerinin geçici olarak durdurulması öngörülmüştür. Riskli alanlar açısından yerinde olan bu düzenleme, diğer alanlar açısından Anayasanın Hukuk Devleti ilkesine aykırı uygulamalara neden olacaktır.
- Planlama kararlarına yönelik "özel" standart belirleme yetkisi, sosyal ve teknik altyapı standartlarının düşürülmesinin önünü açan, yenilenen alanların yaşanabilir alanlar olmaktan uzaklaşmasına neden olabilecek bir düzenlemedir. Riskli yapıların bulunduğu alanlar ile rezerv yapı alanı olarak belirlenen bölgelerde, İmar Kanunu ve bu kanun uyarınca çıkarılmış olan ve uyulması zorunlu teknik ve sosyal altyapı standartlarına uyulmaması kentlerin bu bölümlerinde daha az yeşil alan, daha az okul, daha az sosyal ve kültürel tesis içeren planların onaylanabilmesi demektir. Bu durum, geçmişte riskli yapı alanlarında yaşayan kesimlerin, gelecekte sağlıksız kent parçalarında yaşamaya mahkûm edilmesine neden olacaktır.
- İmar planlarında kamu yararına kararları üretmesinin temel koşullarını oluşturan yasal kurallara uyulmayacak olması, Kanun kapsamında yapılacak uygulamaların yaşanabilir çevreler üretmesini engelleyecektir. Plan yoluyla sağlıklı bir yaşam çevresi oluşturmanın ön koşulu olan kurallardan vazgeçilmesi, Anayasa'nın 56. maddesinde yer verilen 'Konut Hakkı' ile ilgili 'Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ...' biçimindeki düzenlemeye de açıkça aykırıdır.
Sonuç olarak;
Yapılan düzenlemeler, ülkemizde kentleşme konusunda izlenen "ikiyüzlü" politikanın sürdürülmesi, bir yandan riskli yapı ilan edilen yapıların yıkıldığı, diğer yandan yeni riskli yapıların üretiminin sürdüğü, afet riski gerekçe gösterilerek tüm kentlerimizin bir rant aktarım alanı haline dönüştürüldüğü, "Hukuk Devleti" ilkesinin yerle bir edildiği bir gerçekliğe doğru yol almak demektir.
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, ülkemizin gerçek ihtiyacı olan, kentlerin afetlere karşı duyarlı, sakınım içerikli planlanmasını, denetimsiz ve mühendislik hizmeti almamış yapılaşmanın engellenmesini sağlayacak düzenleme olmaktan oldukça uzaktır.
Afet riskinin azaltılması gerekçesiyle hazırlanan yasada var olan, yaşamın gerçek sigortası olan ormanlar, meralar, sulak alanlar, kıyılar, tarım alanları gibi doğal varlıkların talanına olanak sağlayacak, yeni afetlerin oluşmasına neden olacak yaklaşımdan vazgeçilmeli, Yasa Cumhurbaşkanlığı tarafından yeniden görüşülmek üzere TBMM'ne iade edilmelidir.
Necati Uyar
TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı"

*** 

Afet Dönüşüm Yasası'na Yönelik Ortak Deklerasyon

Çeşitli kurum, kuruluş ve platformlar "Afet Riski Altındaki Alanaların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun"a yönelik basın açıklaması yayınladı.
"'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'a Yönelik
'ORTAK DEKLERASYON'
KENTSEL DÖNÜŞÜM YASASI, YAŞAM ALANLARIMIZI TALANA AÇAN EN BÜYÜK AFETTİR!
16 Mayıs 2012 tarihi itibariyle 'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun', TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaşmıştır. Yasa, kamuoyuna yansıtıldığı gibi ülkemizin gerçek ihtiyacı olan kentlerin afetlere karşı duyarlı sakınım içerikli planlanmasını, denetimsiz ve mühendislik hizmeti almamış yapılaşmanın engellenmesini sağlayacak bir düzenleme olmaktan uzaktır.
Yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de, özellikle büyük kentlerin gündeminde olan 'kentsel dönüşüm'; 'afet ve deprem riski' adı altında meşrulaştırılarak, son derece anti-demokratik, merkeziyetçi, bilimsel temelden yoksun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı bir yasa ile uygulamaya konulmuştur. Nitekim bu kadar hayati bir konuda, toplumun ilgili kesimlerinin görüşü ve onayı dahi alınmadan Meclis'ten geçirilen bu yasa ile ilgili toplumsal meşruiyet, görsel medya ve radyolarda, 'depreme karşı seferberlik' şeklinde yayınlanan tanıtım ve reklam kampanyalarıyla sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu süreçte, toplumsal adalet ve kamu vicdanı göz ardı edilirken, insanlar özellikle deprem gerçeği ile korkutulmaktadır.
Karşımızdaki yasa artık bir yol ayrımıdır. Ülkemizde kentleşme konusunda izlenen 'ikiyüzlü' politikalar, bir yandan riskli yapı ilan edilen yapıların yıkıldığı, diğer yandan yeni riskli yapıların üretiminin sürdüğü, afet riski gerekçe gösterilerek tüm kentlerimizin bir getirim aktarım alanı haline dönüştürüldüğü bir gerçekliğe doğru yol almaktadır. Biz aşağıda imzası bulunan kurum, kuruluş, dernek ve platformlar, birlikte oluşturduğumuz ve ortak kullanıcısı olduğumuz şehirlerimizde bizlere 'insanca yaşama hakkı' tanımayacak boyutlarda, özellikle inşaat sektörünün gelişmesini amaç edinerek hazırlanan bu yasa ve uygulamalarına karşı çıkıyor ve meşruiyetini sorguluyoruz. Görünen odur ki, bugüne kadar afet ve kentsel dönüşüm konusunda yapılmış olan bütün bilimsel çalışmalar, depremle ilgili alınması gereken gerçek tedbirler ve ilgili alanlarda yaşayan nüfusların talepleri rant hırsı ve açgözlülükle göz ardı edilmiştir. Yasa ile birlikte, kamunun elinde kalan son araziler, orman, tarım, mera, kıyı ve koruma alanlarının dahi elden çıkarılması söz konusudur. Çıkarılan yasada şehirlerimizin son derece önemli bir sorunu olan 'afet'e yönelik neredeyse hiçbir şey yer almaz iken; keyfi uygulamaların önünü açan, insanların hak arama yönündeki hukuki kanallarını tamamen ortadan kaldıran birtakım hükümler de yer almıştır.
Bugüne kadar 'kentsel dönüşüm' adı altında yapılan tüm uygulamalar; Dikmen'de, Sulukule'de, Ayazma'da, Tarlabaşı'nda... ve daha birçok yerde, bölge halkının yıllardır yaşadıkları yerlerden zorla tahliye edilmelerine, işlerini kaybetmelerine, borçlandırılmalarına, sosyal, ekonomik ve kültürel hak ihlallerine maruz kalmalarına ve insan hakları mağduriyetlerine yol açarak, yıllarca kurdukları ilişkilerinin yok olmasına yol açmıştır. Boşaltılan tüm bu yerlerin rantı, lüks konut ve alışveriş merkezleri yapılarak; inşaat şirketleri, yerel ve merkezi idareler tarafından paylaşılmıştır. Diğer taraftan, bugün afet riski adına seferberlik ilan edilen yasayı çıkarmadan önce deprem adı altında yıllarca toplanan vergilerin duble yollara harcandığı görülmüştür. İşin özüne gelinirse bugüne kadar görülen 'kentsel dönüşüm' projelerinin toplumun çok küçük bir kısmının aşırı derecede zenginleşmesine yol açarken toplumun büyük çoğunluğunun yoksullaşmasına, evsizleşmesine, kent çeperlerine sürgün edilmesine neden olduğu gözlemlenmektedir.
Yasa ile planlama kararlarına yönelik 'özel' standart belirleme yetkisi, sosyal ve teknik altyapı standartlarının düşürülmesinin önünü açan, yenilenen alanların yaşanabilir alanlar olmaktan uzaklaşmasına neden olabilecek bir düzenlemedir. Ayrıca kentsel, arkeolojik ve tarihi sit alanlarında yapılacak tespitlerde hangi bilimsel kriterler çerçevesinde değerlendirme yapılacağı ile ilgili açıklayıcı ifadelerin yer almadığı bu tasarı; kültürel ve tarihi varlıkların korunmasını amaçlayan bütün kanun, yönetmelik, ilke kararları ile çelişmektedir. Tasarı, yeraltı ve yerüstü kültür varlıklarını göz ardı etmekte, sahip olunan kültürel birikimin yok olmasına yardımcı olmaktadır. Yeterli tanımlamalar yapılmadan; koruma kavramı ve korumacı yasalar devreden çıkarılarak hazırlanan bu tasarı, arkeolojik ve kültürel mirasın yitip gitmesine sebep olacaktır. Yine tasarıda öne çıkan deprem riski gerekçesiyle yapılacak yıkımlarla şehirlerin tarih içinde oluşan mekansal dokularının ortadan kaldırılması söz konusudur. TOKİ'nin yıkılan binaların yerine inşa edeceği tek tip ve kimliksiz apartmanları bu şehirlerin kimliklerini de tek tipleştirecektir.
'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun' ile birlikte, devletin üzerinde şekillenmesi gereken 'toplumsal adalet ve eşitlik zemini' afete maruz kalmıştır. Anayasa'nın 56. maddesinde yer verilen 'Konut Hakkı'nı göz ardı eden yasa, yerinde dönüşüm, kiracıların durumu, geçici barınma sorunu, kaynak temini, toplumsal adalet ve eşitliğe uygun finansman modelleri ve tüm paydaşların dâhil olduğu uygulama ortaklıklarının kurulmasına yönelik ülkemizin gerçek ihtiyacı olan yasal boşluğu doldurmaktan, bu anlamda kentlerin afetlere dirençli hale getirilmesi hedefinden oldukça uzaktır.
Tekrar belirtiyoruz, bu bir yol ayrımıdır! Bizler evlerimizi, mahallelerimizi, ormanlarımızı, suyumuzu kısaca yaşamımızı, rayiç bedeller üzerinden satışa sunmayacağımızı deklere ediyor, bundan sonraki süreçte de; gerek Anayasa, gerekse imzacısı olduğumuz Uluslararası Sözleşmeler ile garanti altına alınmış olan haklarımızın takipçisi olacağımızı açıklıyoruz. Tüm bu risklerin, mevcut imar ve yapılaşma düzeninin yaratıcısı olan siyasi idarenin işlediği suçun vebalini çekmeyeceğiz.
Bizler, 'insanca, güvenilir, sağlıklı, kimlikli alanlarda barınma hakkımızı' sonuna kadar savunmaya devam edeceğimizi kamuoyu ile paylaşıyor, bu mücadelede rant hırsına karşı "yaşamdan, adaletten, dayanışmadan ve eşitlikten" yana olan herkesi bir arada durmaya çağırıyoruz.
Saygılarımızla,
İmzacılar
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Mimarları Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi

***
Hürriyet Gazetesi yazarlarından Yalçın Bayer'in Afet Kanunu hakkındaki yazısı.

Korkutan yasa..

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesine Dair Kanun, TBMM'den geçti. Kamuoyunda henüz pek değerlendirilmedi; farkına varıldığında AKP'nin genel olarak 'kuşa bak' politikası olduğu ortaya çıkacak.
Yasa, Çevre Bakanlığı'na (TOKİ'ye de) büyük yetkiler veriliyor; 'afet' bahanesi ile kentsel dönüşümün önündeki engeller kaldırılıyor. SP'nin son seçimdeki İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı ve HAS Parti'nin İstanbul İl Başkanı Prof. Mehmet Bekaroğlu, yasa üzerinde muhalefetin duyarsızlığına dikkat çekerek, "Kentsel dönüşümün önündeki engelleri kaldıran bu yasa bir milat aslında" diye bir tespit yapıyor.

Ve diyor ki:
"Kanun, önümüzdeki 15 yıl içinde sadece İstanbul'da 500 milyar doların üzerinde rant oluşturacaktır."

Yasanın önceki günkü görüşülmesi sırasında muhalefet ne dedi. CHP'li Mehmet Akif Hamzaçebi şu vurgulamaları yaptı:
Tasarı, 10 milyonlarca vatandaşı, onların yaşadığı yerleri veya ticari, mesleki veya diğer faaliyetlerini yürüttükleri veya bir şekilde mülkiyetlerine sahip oldukları binaları ilgilendiriyor; yani bu kadar kapsamlıdır.

İsmine bakıldığında tasarı, afet riski altındaki alanların dönüşümünü düzenliyor gibi gözükse de maddelerine baktığımızda birkaç maddesi dışında afete vurgu yapan bir maddenin olmadığını ve afeti esas alan bir dönüşümle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

'TÜRKİYE BELEDİYESİ'

Tasarı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na olağanüstü yetkiler vermektedir.

Ancak önemli olan bu yetkilerin nasıl kullanılacağının bilinmemesidir. Belediyelerin yetkisi ne olacaktır? Bakanlık 'Türkiye belediyesi' konumuna getirilmiştir; çünkü her şey eline verilmiştir.

Cami ve yurtların inşasında, kentsel dönüşüm adı altında veya kentsel dönüşüme ihtiyaç olmaksızın herhangi bir caminin ve yurdun inşasında, sadece büyükşehir belediye meclisleri yetkili olacaktır. Yeni tasarı, bölge halkını, o halkın temsilcileri olan ilçe belediyelerini dışlamıştır.

MÜTEAHHİTLER YAPI SEÇİYOR

Müteahhitler şimdiden İstanbul'da apartman seçmekte, beğenmektedir. "30 gün içerisinde binanı yıkacağım, sen yıkmaya karar almaz isen idare olarak ben sana ikinci bir süre vereceğim, yine yıkmazsan mülki amirler binanı yıkacaktır" derseniz bina sahibini müteahhide teslim etmiş, onun karşısında zayıf bırakmış olursunuz.

Maalesef, bu tasarıdan beklenen yarar gerçekleşmeyecektir. Tasarı büyük bir belirsizlik ve karmaşa yaratacaktır.

Son söz Prof. Bekaroğlu'ndan yine:
"Afet ve kentsel dönüşüm denilecek ama geniş kitleler, dar gelirlilerin çıkarılacağı şehir merkezlerinde AVM, rezidans ve oteller yapılacak. Tüm imar mevzuatını devre dışı bırakan bu kanunla kentsel alanlar yağmalanacaktır."


*** 

“Tüm ülkeyi TOKİ’ye bağladılar”

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Afet Yasası'na ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Basın toplantısına, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, Ankara Şube Sekreter Üyesi Tezcan Karakuş Candan ve Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu'ndan İmran Karaman Katıldı.
Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan yaptığı açıklamada, "Bu yasa ile arkeolojik alanlar, koruma alanları, mera alanları, kamu ya da özel mülkiyet, hepsi 'riskli yapı' adı altında bu yasanın kapsamına alınmış durumda. Bu planlama açısından sağlam yapılarından yıkılabileceği anlamına geliyor. Bu süreci de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TOKİ üzerinden yürütecekler. Bütün ülkeyi TOKİ'ye bağladılar, bütün yapı stoku 8 milyonlu TOKİ üzerinden yapılacak ve gecekondu alanlarını düşünürsek, orada yaşayanları göz önüne alırsak, TOKİ konutlarının yapım sürecinin, yaşanılan süreç açısından ne kadar sıkıntılı olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. Yasanın, başbakanın önceden açıklamış olduğu çılgın projelerin önünü açan bir yasa olduğuna vurgu yapan Hakkan, "İstanbul'un çılgın projelerinin önünü açacak bir yasa, Ankara için de aynı şekilde, iki ayrı 500 bin nüfuslu konut planı var mı? Ankara'da buna ihtiyaç var mı tartışılır. Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu, AKM, Hipodrum, Ulus hepsi kentsel dönüşüm yasası içerisinde, daha önce bu alanlara ilişkin olarak, Melih Gökçek kurumumuzun da adını vererek projelerine engel olduğumuzu söylemişti. Şimdi bütün bu alanlar afet riski altında alınabilecek. Deprem bölgesi açısından baktığımızda da Ankara, afet riski altında değil" ifadelerini kullandı.

"Hedefte üç büyük şehir var"

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Afet Yasası'na duyduğu tepkiyi dile getirirken, Afet riski diye yasalaştırılan alanların haritasını da kanıt olarak sundu. Türkiye haritasının hemen hemen hepsinin yasa kapsamında olduğu harita üzerinde açıklandı. Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreter Üyesi Tezcan Karakuş Candan da Afet Yasası'nın hedefinde üç büyük il olduğuna dikkat çekti. Candan, "Yasanın hedefinde Van depremi ve deprem riski altındaki şehirler yok, üç büyük şehir var. Yasanın iki hedefi var, birincisi kentsel rant elde etmek. AKP'nin kasası için, sürekliliği için sermaye sağlama süreci başlatıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da daha önce 'ekonomiyi ve piyasayı' canlandıracak model diye ifade etmişti. Afet Yasası ve yabancılara toprak satışı ile tüm ülkenin pazarlanması süreci başlayacaktır. İkincisi, Cumhuriyet dönemi yapılarını yok ederek siyasal olarak kazanım elde etmek. Yasanın kamu yararına olmadığı çok açık" şeklinde görüşlerini dile getirdi. Candan, yıkım ve yapıların röntgen çekimi maliyetlerinin de halka fatura edileceğini hatırlatarak, pratikte yasanın uygulanma sürecinde halkın kafasında ciddi sorular oluşacağını bu konuda Mimarlar Odası'nın her türlü durumda halkın yanında olacağını, hukuk birimleri ile hukuki, kent izleme merkezi birimleri ile bilimsel destek verebileceklerini de açıkladı.
Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi İmran Karaman "Yapıya dair, İmara dair bütün mevzuatlar yeni yasa ile kaldırıldı. Bütün yönetmelikler rafa kalktı. Bütün mevzuat ve yönetmelikler rafa kaldırılarak, tek elden tek bir kanunla yapılaşma yapılacak"

***

BU KANUN TASARISI ÜZERİNE :
ALTTAKİ İLGİLİ  LİNKLERDEN YAPILAN AÇIKLAMA ve RAPORLARI OKUYABİLİRSİNİZ.. 






 
_______________________________________________

RAFET VERGİLİ'NİN İNADI YÜZÜNDEN , 18 MİLYON LİRALIK BU BİNA ÇÜRÜYOR..!

RAFET VERGİLİ'NİN İNADI YÜZÜNDEN , 18 MİLYON LİRALIK  BU  BİNA  ÇÜRÜYOR..!
Bu bina, 2007 yılında Hüseyin Erer döneminde Karabük Belediyesi Hizmet Binası olarak yapıldı. O günün parasıyla yaklaşık 18. 000.000 TL harcandı. Üzerinde, "TIP FAKÜLTESİ" levhası var ama, tam 5 yıldır kullanılmıyor. BİNA ÇÜRÜYOR.. Burada, Karabük Üniversitesi'nin başarılı rektörü Sayın, Burhanettin Uysal'a bir sözümüz yok.. Peki, bu işin hesabını kim verecek..? İhale bedeli alttaki levhada yazıyor. İhale bedelinin üstüne ödenen 8.000.000 TL kimin cebinde..? Hüseyin Erer ve Rafet Vergili gibi bu işin asıl sorumluları ise, Karabük caddelerinde hala utanmadan ve sıkılmadan dolaşabiliyorlar ya...

HÜSEYİN ERER ve ŞAKİR EKŞİ İTTİFAKININ KİRLİ BELGESİ !...

HÜSEYİN ERER ve ŞAKİR EKŞİ İTTİFAKININ KİRLİ BELGESİ !...
YUKARDAKİ TABELAYA İYİ BAKIN ! BU BİNANIN MALİYETİ YAKLAŞIK 20 TRİLYONA NASIL ULAŞTI ? KARABÜK'ÜN MALINI MÜLKÜNÜ YAĞMALAYAN SOYGUN ŞEBEKESİ ORTALARDA YOK..! BU İŞİN HESABINI SORAN DA YOK..!

KARABÜK HALKI RAFET VERGİLİ'DEN AÇIKLAMA BEKLİYOR...!

KARABÜK HALKI RAFET VERGİLİ'DEN AÇIKLAMA BEKLİYOR...!
MHP Gn. Bşk. Devlet Bahçeli, başbakana yönelik “ŞEREF ve HAYSİYET SAHİBİ OLMANIN İLAMI YARGI NEZDİNDE HESAP VEREREK AKLANMAKTAN GEÇER..!” derken, Rafet Vergili ve kardeşi Gültekin Vergili yıllardır Karabük'te "vergi dolandırıcılığı"ndan, Antalya-Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi'nde de "sigortadan para almak için yakıt yüklü kuru yük gemisini yakmaktan" yani dolandırıcılıktan yargılanıyor. Bu Vergili, kardeşler taa 2002 yılından bu yana Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılandıkları halde, hala bu konularda kamuoyuna açıklama yapmaktan neden kaçıyorlar, dersiniz..? Yargıtay kapılarında dolaşan bu kirli ve karanlık dosyalar neden hala çözülemiyor..? Yaklaşık 11 yıl süren bu davanın akıbeti ne oldu.? Zaman aşımına mı uğradı..? Karabük Belediye Başkanı bu konuda niye konuşamıyor, açıklama yapamıyor..?

ALTTAKİ FOTOĞRAF KARESİNİ İYİ İNCELEYİN..! BAŞKAN TANITIM YAPIYOR SADECE..!

ALTTAKİ  FOTOĞRAF KARESİNİ İYİ İNCELEYİN..!  BAŞKAN  TANITIM YAPIYOR SADECE..!
O aslında "İMAM HATİP" mezunu.. Yurt dışı gezilerine bayılıyor.. Masraflar belediye kasasından..AKP'li Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy resimde gördüğünüz gibi Japonya ziyaretinde oldukça keyifli görünüyor.. Japonya'nın çağdaş fahişeleri olarak tanınan GEYŞA'larla bu denli yakınlaşan NECDET AKSOY bu samimi görüntülerin perde arkasında ne olup bittiğini kamuoyuna açıklamalıdır. Müftülük yetkilileri bu görüntüler için "dinimizce caiz değil" ve "oldukça çirkin" yakıştırmasında bulundular...

100 EVLER KARŞILĞINDA YOLBULAN ve GÜLEÇ AİLESİNE NE VERİLDİ..!

100 EVLER KARŞILĞINDA YOLBULAN ve GÜLEÇ AİLESİNE NE VERİLDİ..!
Önce, o meydanı yerle bir etti. akabinde, "19 Ağustos 2010 günü meydanın inşaat alanında çay içeceğim" dedi. Ama, sözünde durmadı. Peki, Rafet Vergili imzaladığı bu anlaşma yada protokolün içeriğini Karabük kamuoyundan neden gizliyor dersiniz..!

*

*
(29 mart 2009 seçimleri akşamı -Yorumsuz..!)