BİR UMUTTUR YAŞAMAK..!.SPekER

İYRVŞÇ...!

İYRVŞÇ...!
BU NOT BAŞKALARININ KÖPEKLİĞİNİ YAPANLARADIR..Bir kurt, karın doyurmak için asla köpeklik yapmaz. Bir kurdu tasmalı gezdiremez, onu sirklerde oynatamazsınız. Köpekler insanlarla iç içe, kurtlar ise dağlarda yaşarlar..Gördükleriniz köpekten başka bir varlık değildir..! Kancık da diyebilirsiniz onlara.. Onlar ancak, başkalarına köpeklik yapmak için birbirleriyle yarışırlar... Onları iyi tanıyın...19 Ekim 2014

01 Mart 2014

RAFET VERGİLİ NEREYE BAKIYOR..?

RAFET VERGİLİ NEREYE BAKIYOR..?


RAFET VERGİLİ BATTI ama, ÇIKAMIYOR..
Biz sözümüzü söyledik..
Gerisini siz düşünün..

Karabük'te Rafet Vergili kaybetti..
Manzara ortada..
Görünen köy kılavuz istemez..

Rafet Vergili hırsının kurbanı oldu..
Hırsı aklının önünde..
M. Ali Şahin'in gölgesinde siyaset yaparak, paranın ucunu göstererek nereye kadar yol alabilirsiniz, yol bulabilirsiniz..

Ancak, Sayın Vergili'yi herşeye rağmen kutluyoruz..
Karabük'te MHP'nin tek hakimi oldu..
"Ben ne dersem, O olur" diyor..
Baksanıza, yılların MHP'lisi FeraHmuz  Akbulut'un küçük bir hamlesini bile affetmedi, koskoca MHP Genel Merkezi'ni bile ayağa kaldırdı..
Bir sözüyle, Karabük'teki MHP'li teşkilat yönetimlerini görevden aldırdı..
Yeni yönetimleri kendisi oluşturdu..

Zavallı Feramuz Akbulut sesini bile çıkaramadı.. "Gık" bile diyemedi..
Hülasa, Vergili hem Metin Demirel'i, hem de Feramuz Akbulut'u yere serdi..
Bir de, bunlara "duayen" diyenler de var..
Hadi oradan..
Bravo sana Sayın Vergili..
Her ikisini de yere serdin..
Karabük seni alkışlıyor..

Ama, sen neredesin hala..?
Battın ama, çıkamıyorsun değil mi..?
.............. 
Eh, ne yapalım ki, başa gelen çekilir..

Veee,
Unutma ki, kişi yaptığı ile imtihan edilir bir gün..
MHP Genel Merkezi'ni arayarak onu bunu hedef tahtasına koyarak sayıp döktün ya.. Verdin veriştirdin ya..
....................... 
Aynı akıbete uğrayacaksın, bunu unutma..
Bir kenara yaz bu söylediklerimizi..
Kınadıkların, aşağıladıkların, hakaret ettiklerin senin yakanı bırakacaklar mı sanıyorsun..
........................ 
Yetim hakkı, kul hakkı yiyen sen..
Dolandırıcılıktan ve Kalpazanlıktan yargılanan yine sen..
Ağabeyin Devlet Bahçeli'nin marifetiyle görevden aldırdıklarının yerine dayının oğlu Fatih  Çapraz  ve  ANAP takımından  muhtar Necati Müsellim gibileri getiren yine sen..
............................. 
İmtihandasın Sayın Vergili..
30 Mart günü seni de göreceğiz..
Yaz bir kenara...
..................


*** 
KÖPEKLE  KURT ARASINDAKİ FARK NE..?

Ne idüğü belirsiz ................   bakıyorsunuz..
KordonPark kıyılarında başıboş dolaşan  onun bunun kancık köpekleri bile yazılmış bir yerlere..
Ağızlarından salyalarını akıtacaklar leş yiyicileri..
Adına ise, değişim diyorlar..
Esentepe sırtlarında adına Kürt Blan diyorlar ya.. O yalaka köpeği de yazmışlar bir yerlere..
Niye acaba..?
Herşeyin bir bedeli var elbette..
Birilerinin yakınında köpeklik yapmak ne zamandan beri, hüner sayılır oldu..
Oysa, bizim bildiğimiz kadarıyla köpekler hünerlerini ya sahiplerinin yanında yada sirklerde   sergilerler..
Bozkurt ise, sadece bir efsane..
Onu asla ehlileştiremez, sirklerde oynatamazsınız..
İşte, bizim anlatmak istediğimiz de bu ya..
Bir köpekle, bozkurt arasındaki farkı söyleyelim..
Bir bozkurt, karın doyurmak için asla köpekliğe razı olmaz, asla kancıklık yapmaz..
...................... 
İşte, bütün mesele burada..
Karabük'te ortalıkta, mahalle aralarında dolaşan asalak köpeklere aman dikkat diyoruz..
Bu doğrultuda, yetkililerin acilen önlem almasını diliyoruz..

*** 

SAFRANBOLU'DA  NECDET AKSOY RÜZGARI..

Bizi okuyanlar bilir.
Zaman zaman Necdet Aksoy'u da eleştirdiğimiz zamanlar olmuştur.
Ancaak,
Bu seçimi Necdet Aksoy çok rahat alır..
Karşısında güçlü bir aday yok..
Sadece Mustafa Eren'i görüyoruz dişli bir rakip olarak..
Oysa, Mustafa Eren'in her ne hikmetse(!) bu seçimlerde geri planda kalacağına dair duyumlarımız var.
Niye mi..?
Necdet Aksoy, bu işi iyi biliyor..
Necdet Aksoy kendinden emin..
Gözlemlerimizi rahatlıkla sizlere aktaralım..

Rahatlıkla ifade edelim ki, karşısındaki bütün adaylar bir araya gelip ittifak yapsalar dahi, bu seçimlerden Necdet Aksoy galip çıkar..
Bir ittifak arayışı, ancak Necdet Aksoy'un elini güçlendirir..
Bu arada, birtakım yanlış uygulamaların yanında çok güzel ve kaliteli hizmetlerin altına imzasını attı Sayın Akksoy..
Necdet Aksoy, kent merkezinde güzel bir alan kazandırdı, buradaki olası bir yapılaşmayı önledi.
Yollar, asfalt, parklar ve Sakem...
Safranbolu gerçekten şirin bir turizm beldesi..
Öğrenciler akın akın Safranbolu'ya geliyor..

Kaldı ki, Necdet Aksoy'un sadece "Üniversite Kampüs Alanı Projesi" bile Safranbolu'yu   uçurur...

Karabük'ün kendini beğenmiş(!) MHP'li Belediye Başkanı Rafet Vergili, niye Safranbolu'da oturuyor biliyor musunuz..?
Kendisine bir sorun bakalım..
Kendisine yakın kaynaklardan bize aktarılan şu: Sayın Vergili, "Karabük'te ben boğuluyorum, nefes bile alamıyorum" diyormuş.. 
Düşünün ki, Vergili son zamanlarda "Mobil Başkanlık" uygulaması başlatmıştı..
Makamında olmaktan bunaldı sıkıldı hep..

Onun için, mahalle mahalle gezmeye dolaşmaya başladı..
Safranbolu'yu hep kıskandı..

Mustafa Özata'yı bulan da kendisi..
Safranbolu'ya hep imrenerek bakıyor..
......................
Vergili'nin adayı Mustafa Özata ise, sadece konuşuyor.. Aklı havada.. Ne konuştuğunu kendisi bile bilmiyor..
Düşünün ki, Safranbolu'nun bir "Turizm Kenti" olduğundan bile bihaber..

İstanbul Bayrampaşa Otogar'ında "Rant" kovalamaktan Safranbolu'yu tanımaya fırsatı bile olmamış..
........................ 
Sonuç: Necdet Aksoy'u Safranbolu halkı seviyor.
Biz kendisini her ne kadar pek sevmesek de..
Gerçek bu...

***

AK PARTİ'nin ELİ GÜÇLENDİ..
Karabük'te Ak Parti rahatladı..
17 Aralık yolsuzluk soruşturmasının ardından tutuklananların serbest kalıp tahliye olması Ak Parti'nin elini güçlendirdi..
Şimdilerde, Ak Parti'nin önü açık..
öMER aYAR ve kEMAL kARADENİZ bundan böyle çalışmalarını daha da hızlandıracaklar..
Başbakan Erdoğan'ın Karabük ziyareti büyük ses  getirecek sanıyoruz..
CHP Karabük'te güçlü değil.. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Karabük ziyareti pek fazla bir önem arz etmiyor.. Ancak, Sayın Kılıçdaroğlu'nun Safranbolu'da vereceği mesajlar büyük önem arzediyor.
..................... 
Devlet Bahçeli'nin ise, Karabük'e gelmeyeceği ifade edildi.. Ancak, yine de bir son dakika sürprizi olabilir..
........................... 
Hesaplar başka...
Perde arkasını daha sonra kaleme alacağız..

Karabük Kent Meydanı'ndaki İllüminatik-Masonik Semboller kimsenin dikkatini çekmiyor her nedense..
O Pramitler neyin simgesi ola ki..? 
İyi bakın, aynı pramitler Kütüphane Binası'nın tepesinde de var..
Bunlar tesadüf mü sanıyorsunuz..?

Bunları Vergili'nin Peyzaj Mimarı Talha Kös'e sormak lazım.. 
........................... 

Aslında yazacak, konuşacak o kadar çok şey  var ki..?
Şimdilik, buraya kadar..

İki ay buralarda değiliz.. Yaklaşık 2 ay boyunca  yurt dışında olacağız..
Hem görev, hem tatil..
Daha önce de ifade etmiştik..

Birkaç medya organında yazılar yazıyor, araştırmacı habercilik yapıyoruz.
Dolaysıyla, yurt dışında olduğumuz süre içerisinde Medya7 ile ilgilenme fırsatımız olmayacak..

Karabük, derseniz...
Sonuçları, size aktardık zaten..
Sonuçları tahmin etmek hiç de zor değil...
Rafet Vergili istediği kadar yırtınsın..
Beyhude..
........................
30 Mart Seçim Sandıklarından Karabük'te "Ak Part(!)" çıkar..
Vesselam..


NOT: Yazımızın başlığında sormuştuk, "Vergili nereye bakıyor?" diye.. Cevabını söyleyelim.

Sayın Vergili, "Yıldız"lara bakıyor..
Hep imrenerek..
Hep kıskanarak...
O bir yıldız olmayı asla beceremedi..
.................... 
Bu gidişle asla beceremeyecek de....


Ha, unutmadan kendisine hatırlatmakta fayda var...
Sakın ola ki, yanılmasın yıldızlara bakarken..
"Her parlayan yıldız değildir"...
Bizden söylemesi....























































27 Şubat 2014

RAFET VERGİLİ: KARABÜK MHP'DE BEN NE DİYORSAM O OLACAK..!


RAFET VERGİLİ: KARABÜK MHP'DE BEN NE DİYORSAM  O  OLACAK..!

http://4.bp.blogspot.com/--safCKatE08/TyLYKKYnhOI/AAAAAAAADbg/o1ZeNFpZfAg/s1600/vergili.jpg


MHP KARABÜK İL ve MERKEEZ  İLÇE BAŞKANLARI GÖREVDEN ALINDI..

MHP cenahında müthiş skandal..
Kılıçlar çekildi..
Rafet Vergili bastırdı..
MHP Karabük İl Başkanı Metin Demirel ve Merkez İlçe Başkanı Feramuz Akbulut görevlerinden alındı..
...............................

http://2.bp.blogspot.com/-MWbCR4Ti8Yk/T550MyRPG3I/AAAAAAAADus/hLButqCRjH8/s1600/%C4%B1mhp.jpghttp://www.karabukhaber.com.tr/images/haberresim/20130309AW000253_02(1).jpg
Karabük'te MHP cenahında sular bir türlü durulmuyor.

Bize ulaşan bilgiler şöyle:
En son, Belediye Meclis Üyeleri ve İl Genel Meclis Üyeleri listeleri hazırlanırken büyük tartışmalar yaşandı.
Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili ve MHP İl ve Merkez İlçe yöneticileri birbirine girdi.
............................

Ahmet Karabacak'ın istifasının ardından, MHP Karabük Belediye Meclisi Kontenjan ikinci sıra daki Burhanettin Arslan’ın adaylığı İl Seçim Kurulu tarafından iptal edilmiş ve 28.02.2014 Cuma gününe kadar yeni bir isim verilmesi istenmişti. 
Bu gelişme üzerine,  MHP Karabük Merkez İlçe Başkanı Feramuz Akbulut tarafından, İl Seçim Kuruluna Melek Akbulut ismi verildi..
Ortalık karıştı..
Rafet Vergili ile teşkilat yöneticileri Metin Demirel- Feramuz Akbulut ikilisi arasında sert tartışmalar yaşandı.
.......................

Sonra, ne mi oldu..?
Hızını alamayan Rafet Vergili, hemen telefonuna sarılarak MHP Genel Merkezi'ni aradı..
MHP lideri Devlet Bahçeli'yi telefona  istedi..
Kendisine cevaben "Genel Başkanımız şu an toplantı halinde, notunuzu kendisine ilettik" dediler..

Rafet Vergili, adeta burnundan soluyordu.
Bir daha aradı, bir daha..
Cevap yok..

Hemen oracıkta, bir dilekçe kaleme alan Rafet Vergili, bunu alelacele MHP Genel Merkezi'ne fax'ladı..
Bu bir istifa dilekçesiydi..
dAHA ANLAMLI BİR DEYİMLE, BU BİR ŞANTAJ ve TEHDİT DİLEKÇESİ İDİ..
İçeriğinde, öz ifadeyle şu satırlar yazılıydı..

"Ben bu İl Başkanı ve Merkez İlçe Başkanı ile çalışmak istemiyorum. Ben bunlarla seçimi kazanamam. Bunlar benim verimli çalışmalarımı engelliyor, benden habersiz birtakım yanlış işler ve organizasyonlar yapıyorlar. ......................... Bunları görevden almazsanız, ben istifa edeceğim. O vakit, benim istifamı lütfen kabul edin.. Rafet Vergili"

...........................
"Sonuç ne oldu?" diye soracak olursanız, hemen söyleyelim.
Karabük MHP İl ve Merkez İlçe Başkanları ani gönderilen fax yazısıyla görevlerinden alındı..
Yani, Rafet Vergili'nin dediği ve istediği oldu..
Şimdilik...
Bu işin galibi, şimdilik Sayın Vergili görünse de, yarınlarda ne olacağını hiç kimse bilemez.

Bu arada, Rafet Vergili'nin İl Başkanı olarak "Nurhan Barışkan"ı istediği de bize ulaşan bilgiler arasınada..
............................
İddialar böyle..
Bu ilginç gelişmeler, MHP Genel Merkezi'nden(güvenilir kaynaklardan) bize ulaştırıldı..
Gün ola, harman ola...

MHP cenahında yaşanan bu depremin ayrıntılarını,  bize ulaşan bu bilgilerin ne derece doğru olup olmadığını önümüzdeki saatler içerisinde rahatlıkla öğreneceğiz..
Şimdilik bu kadarını aktarıyoruz..

Bu işin perde arkasını da yazmaya devam edeceğiz..

Şimdilik, şu kadarını söyleyelim.
Eğer ki, gelişmeler aynen böyleyse çok rahatlıkla söyleyelim ki, "Sayın Vergili, bindiği dalı kesmiştir"....
Dereyi geçerken, vasıta değiştirilmez..
Oracıkta boğulabilirsiniz..

Şunun şurasında seçimlere ne kaldı ki..?
30 gün..
Ak Parti kurmayları bu gelişmeyi çok iyi değerlendirecektir..

Size, tesbitimizi söyleyelim..
Karabük'ün sözde Ülkücüsü, daha anlamlı bir deyimle türkücüsü Rafet Vergili, battıkça batıyor..
Görüyorsunuz işte...
Battı, ama çıkamıyor...

Bu kafayla, seçim sandıklarına gömülecek.. Sandıktan çıkamayacak..
Hülasa, seçimi kaybedecek Sayın Vergili..
Şimdilik, zafer kazanmış bir komutan edasıyla ortalıkta boy göstermesine sakın ola ki, kanmayasınız..
İşte, bugün..
Bu yaşananlar..
Ve, bu işin perde arkasında olup bitenler..
Rafet Vergili'nin kaybettiğinin resmidir aslında..
Vesselam....

Halil Adalı / Medya7
































BAŞIBOŞ DOLAŞAN KÖPEKLERDEN HERKES ŞİKAYETÇİ..!

KARABÜK BELEDİYESİ  UYUYOR MU..?

 

İşte, O Haber: 

Şikayetler Artıyor

Mahalle aralarında gezen başıboş köpeklerin özellikle çocuklar için büyük tehlike oluşturduğu bildirilirken, vatandaşların Belediyeye yaptıkları ihbarlara rağmen yine de önlem alınmadığı ifade edildi.
Gazetemizi arayarak şikayetlerini dile getiren bir vatandaşlar, Belediye yetkililerine sürekli şikayette bulunmalarına rağmen gerekli ilginin gösterilmediğini, sadece kafes sistemi kurulmak suretiyle bu köpeklerin yakalanmaya çalışıldığını ve buna rağmen yine de soruna çözüm bulamadıklarını söylediler.
Konuyla ilgili şikayetlerini dile getiren bir vatandaş da kendisinin 200 Evler Bölgesinde oturduğunu ve bu bölgede de 25-30 civarında başıboş köpeğin bulunduğunu belirterek, “Benim oturduğum yer Kent Ormana yakın, Belediye Yetkilileri Köpekleri yakalamak için kafes kuruyorlar ancak bunda başarılı olamıyorlar, köpekler Kent Ormana kaçtı diyorlar. Benim çocuğum okula giderken köpeklerin saldırısına uğradı şu anda psikolojisi bozuldu ve tedavi görüyor. Geçtiğimiz günlerde kafes ile bir köpek yakalandı ona da kendisine hayvan sever olarak tanıtan bir vatandaş gelerek tekrar salıverdi, bu nasıl bir mantıktır anlamadım, bu hayvanların sokakta büyük tehlike oluşturuyor, bunlar öldürülsün demiyorum, hayvan barınağına konulsun istiyorum” açıklamasında bulundu.

Kaynak:  http://www.bolgeninsesigazetesi.com/sikayetler-artiyor.html





































26 Şubat 2014

CEYLAN: 30 MART'TA KARABÜK'ÜN KADERİ DEĞİŞECEK..!

CEYLAN: 30 MART'TA KARABÜK'ÜN KADERİ DEĞİŞECEK..!

Karabük'ün talihi 30 Mart'ta değişecek

Karabük'ün talihi 30 Mart'ta değişecek
AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Mehmet Ceylan, "30 Mart hem Karabük için hem de partimiz için bir milat olacaktır" dedi. 
30 Mart yerel seçim çalışmaları kapsamında çalışmalarına ara vermeden devam eden AK Parti Karabük Belediye Başkan adayı Ceylan, bu seçimin başka seçim olduğunu belirterek, “ Bu yerel seçim Mehmet Ceylan'ın seçimi değil, hükümetimizin, partimizin, ülkemizin devam eden güzel istikrarın seçimidir. Vatandaşlarımızın bu anlamda duyarlı olmaları gerekmektedir. Çünkü dünyanın her yerinde söz sahibi olmuş bir Türkiye var. Bundan önceki hükümetler de IMF denen bir illet vardı; ama ne oldu, şimdi IMF diye bir sıkıntı kalmadı. Neredeyse biz onlara borç vereceğiz. Ülkemiz refah seviyesi yüksek, yaşam kalitesi her geçen gün artan bir düzeydedir" dedi.
Dünyanın her bölgesinde sıkıntı çeken insanların devlet olarak, Hükümet olarak, AK Parti olarak yanlarında olmaya çalıştıklarını kaydeden Ceylan, "Bakın 11 yıllık iktidarımız döneminde Türkiye bazında olsun, dünya bazında olsun çile çeken tüm kardeşlerimizin yanında olmaya gayret ettik. Başbakanımız Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan garibanların, yoksulların her daim yanında oldu. Bu şekilde olunca, ülkemizin bu gidişatını çekemeyenler oluyor. Çünkü kimseye sormadan kimseye bağlı kalmadan bağımsız bir ülke olarak kararlar alıyoruz. Eskisi gibi bir ülke değiliz artık. Her geçen gün daha iyiye giden bir ülke konumuna sahibiz. Bunu da çekemeyen, kıskanan kesimler oluyor. Bizleri, ülkemizin bu durumunu kaldıramayanlar kirli oyunlar peşindeler" dedi.
30 Mart yerel seçimlerine de değinen Ceylan şunları söyledi:
“İnşallah 30 Mart seçim sonuçları açıklandığında da Karabük'ümüzün yüzü gülecek. Çünkü burada gerçekleştirmek istediğimiz çok güzel projeler mevcut. Bu projeler sonucunda Karabük çağ atlayacak. Şekil değiştirecek. Bizler hizmet amacıyla bu yola çıktık. Niyetimiz belli, Karabük'ü şahlandırmak, Karabük'e yeni bir çehre kazandırmak. Herkesten çok güzel söylemler geliyor. Bu olumlu duyumlar bizleri mutlu ediyor. İnşallah bu çalışmalarımız sonucunda Karabük hak ettiği hizmeti ve ilgiyi görecek."
İHA 

*** 

Mehmet Ceylan: Yaptığımız projelerin her biri mimarlık harikasıdır
 
AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Mehmet Ceylan ve Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Sekreteri Dr. İlyas Demirci, 19-25 Mayıs 2014 tarihinde, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 6.’sı yapılacak olan Türk Dünyası Mühendislik Mimarlık ve Şehircilik kurultayı ile ilgili bilgi vermek üzere bir basın toplantısı düzenledi.  Basın toplantısında yapılacak olan kurultay ile ilgi önemli bilgiler veren Dr. İlyas Demirci, Safranbolu, Kültürel Mirası Koruma anlayışının şehircilik yaklaşımına etkisi yönüyle örnek şehir olarak, Türk Dünyası Şehircilik Kurultaylarında Dünya gündemine taşınacağını söyledi. Demirci," Mehmet Ceylan bey, Safranbolu Belediye Başkanlığı döneminde, Safranbolu’daki kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması çalışmalarını UNESCO ve Tarihi Kentler Birliği gibi uluslararası boyuta taşıyarak bu alanda ülkemizde öncülük etmiştir. Bu yıl kurultayın teması, ‘Kıta aşan projeler’ olacaktır. Türk dünyasında ‘Kimlikli ve Kişilikli Marka Şehir’ oluşturulması hedefleniyor. Kurultayla yine Türk Dünyası’nda kardeş şehirler oluşturmayı ve her yıl ayrı bir şehre Türk Dünyası kültür başkenti seçilmesine teklifler götürülüyor. Çok sayıda tarihi eseri ve yapıyı bozmadan kendi kendini koruyabilen ve korumacılık anlayışının şehircilik yaklaşımına etkisi açısından en müşahhas örnek olarak Türk Şehirciliğinin gururu Safranbolu ve yurdumuzun demir çelik deposu, medarı iftiharımız Karabük şehrimiz; Bişkek’te yapılacak Türk Dünyası Şehircilik Kurultayında sahip oldukları uluslararası ödüllerinin bir yenisine daha aday gösterilmiştir. Dünyanın En İyi Korunan 20 Kenti arasına giren Safranbolu bu özellikleriyle 2012 yılında Dünyada bir ilk olarak gerçekleştirilen Mimar Sinan Uluslararası Proje Olimpiyatlarında da TDMMB tarafından en iyi korunan şehir ödülüne layık görülmüştür” dedi. AK Parti Belediye Başkan Adayı Mehmet Ceylan da," 19-25 Mayıs tarihleri arasında yapılacak olan ve Kırgızistan’ın Başkenti Bişkek’in ev sahipliğindeki Türk Dünyası Mühendislik Mimarlık ve Şehircilik Kurultayı, çok önemli bir organizasyondur. Türk ve İslam eserlerinin korunup yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması noktasında çok önemli bir görev ifa etmekteler. Diğer taraftan şehirlerimizin birer kimlikli ve kişilikli şehir olması noktasında çok önemli faaliyetleri bulunmakta. Bizde Belediye başkanı olduğumuzda camianın bu tecrübelerinden azami ölçüde faydalanacağız. Karabük için yaptığımız Mega projeler her birisi mimarlık harikası” dedi. 
İHA


 *** 

Ünlü İslamcı yazar ses kayıtlarını nasıl açıkladı

 
Ünlü İslamcı yazar ses kayıtlarını nasıl açıkladı
17 Aralık operasyonunun olduğu gün Başbakan Erdoğan ile Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kayıtları gündemi sarsmaya devam ediyor.
Kayıtlar montaj mı, değil mi tartışmaları sürerken, romanlarıyla tanınan İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu'ndan ilginç bir yorum geldi.
Şenlikoğlu, Bilal Erdoğan'ın dağıttığı iddia edilen paralar için Twitter hesabından "Bu gun biri sordu, kaset dogru olsa ne derdin? Dedimki, dindarlar zekatini yoksullara ulastirmak icin basbakana vermişler olabilirler" diye yazdı.


Odatv.com































































25 Şubat 2014

DEVLET BAHÇELİ: "APO, ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISIDIR. İMRALI'DAKİ KAHRAMANI SELAMLIYORUM.!"

"Türkiye terörist devlettir. Apo da özgürlük savaşçısıdır, Önderimizdir. İmralı'daki kahramanı selamlıyorum" diyen MHP Lideri Devlet Bahçeli..



Devlet Bahçeli: "Türkiye terörist devlettir. Asıl terörist olan Türkiye devletidir. Apo da özgürlük savaşçısıdır, Önderimizdir. İmralı'daki kahramanı selamlıyorum" dedi..!!!

Bu sözleri neden söyledi..?
Orada bulunanlar, bu konuşmaları yapan Bahçeli'yi neden alkışladı..?

İzleyin..

Sorularımızın cevabını almak istiyorsanız, altta yer alan her iki video'yu da izlemelisiniz..
Bu sorularımızın cevabını, alttaki ikinci video'da bulacaksınız..



İşte, üstteki video konuşmalarının tamamı ve bu işin içyüzü.. Alttaki link üzerine tıklayarak izleyin..

http://www.odatv.com/vid_video.php?id=8CH9F








































22 Şubat 2014

MHP'DEN ERMENİ AÇILIMI..!

NERSES YEREMYAN, MHP LİDERİ BAHÇELİ'NİN KONTENJANINDAN LİSTE BAŞINA  YAZILDI..


 

Alpaslan Türkeş'in yakın arkadaşı  Levon Panos Dabağyan'da İstanbul'da MHP listelerinden milletvekili adayı olmuştu.

***

MHP'den seçimlerde Ermeni açılımı!

İstanbul'da yerel seçimin en renkli geçeceği yer Bakırköy. İlçede meclisteki bütün partilerin Ermeni adayları bulunuyor. En dikkat çekenler ise MHP'nin.

30 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin İstanbul’da en renkli geçeceği yer Bakırköy olacak. Mecliste grubu bulunan bütün partilerin ilçede yaklaşık 20 bin seçmeni bulunan Ermeni cemaatinden adayları var. Ermeni adayların arasında en çok dikkat çekenler ise MHP’nin Bakırköy Belediye Meclis Üyesi listesinin başında kontenjan adayı olarak yer alan Nerses Yeramyan ile 5. sıradaki Elmas Giragos.

Vatan'a konuşan MHP'nin liste başı ismi 65 yaşındaki diş doktoru Nerses Yeramyan adaylığını şöyle değerlendirdi: "İlk eşim bir hakim, ikinci eşim Gülhan da bir albay kızı. İki eşimden 3 çocuğum var. Bu memlekette yaşıyorsak milliyetçi olmamız gerekir. Eğer değilsek burada işimiz yok. Üniversitedeyken milliyetçi derneklerde üyelik yaptım. MHP biraz kuvvetlensin belki devletimize bir faydamız olur. Bence din ve mezhep ile milliyetçilik ayrı şeyler. Milliyetçi olmasaydım Müslüman hanımla evlenmezdim."
MHP 2009 seçimlerinde yine Bakırköy'den Haço Keleş'i belediye meclisine, 1973'te ise Alpaslan Türkeş'e yakın isimlerden Levon Panos Dabağyan'ı milletvekili adayı olarak göstermişti. Nerses Yeramyan geçmişe değil geleceğe bakmak gerektiğini savunuyor:
“Annem Rum. Rumca’yı da Ermenice gibi iyi konuşurum. Yunanistan’a gittiğimde Türkiye’yi savunurum. Bizden önce de Ermeni adaylar oldu. Almanya’da Türklerden milletvekilleri ve bakan var. Zamanında bazı kötü şeyler olmuş. Geriye bakmak icap etmiyor. Kavgada yumruk sayılmaz. Geçmişle uğraşırsak geriye gideriz. Çevreden gelen olumsuz tepkiler beni hiç ilgilendirmiyor.”

http://haber.gazetevatan.com/









































21 Şubat 2014

İŞTE, CHATHAM HOUSE GERÇEĞİ ve AK PARTİ'NİN KİRLİ BAĞLANTILARI..!

İŞTE, CHATHAM HOUSE GERÇEĞİ ve AK PARTİ'NİN KİRLİ BAĞLANTILARI..!

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'da  İngiliz Derin Devleti'nin küresel merkezi Chatham House'daki yerini aldı..


Kaaynak:  HURRİYET

***

İŞTE, CHATHAM HOUSE GERÇEĞİ ve AK PARTİ'NİN KİRLİ BAĞLANTILARI..

"DEVLETİN İÇİNDE DIŞ GÜÇLERLE İŞBİRLİĞİ YAPAN ÇETELER VAR"  DİYEN BAŞBAKAN ERDOĞAN'A  SORUYORUZ.. 

12 YILDIR BU ÜLKEYİ SİZ YÖNETİYORSUNUZ..! ŞİMDİYE KADAR AKLINIZ NEREDEYDİ..?



O HALDE,  ŞİMDİYE KADAR GEREĞİNİ NİYE YAPMADINIZ..?





 ALTTAKİ RESİMLERE BAKIN BAKALIM, KİMLER DIŞ GÜÇLERLE İŞBİRLİĞİ YAPIYOR..?

ERDOĞAN, 28 ŞUBAT'IN DERİN GÜÇLERİ TARAFINDAN NASIL İKTİDARA GETİRİLDİĞİNİ BAKIN İTİRAF EDİYOR..
"28 Şubat sürecindeki dayatmalar karşısında bunalan insanımız, yeni bir siyaset mühendisliğine izin vermek istemedi, buna karşı demokratik tepkisini ortaya koydu. Seçmenler, Başbakan adayı belli olmayan AK Parti'yi ezici bir çoğunlukla tek başına iktidara taşıdı." 

Kaynak: SABAH (buraya TIKLAYIN ve haberi orjinalinden Okuyun)


http://www.guciz.com/GuncelMeydan/RTE_mad.jpg iŞTE, BELGELER...

 ***


Gül’e ‘Chatham House’ ödülünün yolunu Suzan Sabancı açtı


İngiltere Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nün (Chatham House) “Yılın Devlet Adamı-2010” seçip, “Kristal Cam Ödülü” vermesinin arka planını, önceki akşam DEİK Türk-İngiliz İş Konseyi heyeti ile Londra’daki Mandarin Oriental Otel’de bir araya geldiğimizde aydınlandı.
15 Ekim’de yapılan seçimle DEİK Türk-İngiliz İş Konseyi Başkanlığı’na seçilen Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, 2008 yılının Temmuz ayında da Chatham House Mütevelli Heyeti’ne girmişti. İngiltere’de etkin lobi yapma olanağı bulan Sabancı Dinçer, Gül’ü ödül için heyete öneren isim oldu.
Sabancı Dinçer, çok uluslu şirketlerin patronlarının içinde yer aldığı 130 üyesi olan Chatham House’un ödül sürecini şöyle anlatıyor:
“Chatham House’un 16 kişilik Mütevelli Heyeti’ne “Yılın Devlet Adamı” seçilmesi için Sayın Gül’ün adını ben önerdim. Heyet içinden ödül için son kararı veren 3 kişilik komite; Fransız Maliye Bakanı Christine Laparge ile Hırvatistan Cumhurbaşkanı Stipe Mesiç’in de adaylığını değerlendirip, Gül’ü ilan etti.”

Ödül bir tesadüf değil
Amerika ile kritik bir dönem yaşandığı sırada İngiltere’nin açık desteğinin alınmasının önemine değinen Suzan Sabancı Dinçer, “Chatham House’a üye olmamla birlikte, Sayın Gül’ü önerme şansım oldu. Ancak her ne kadar kurum içinde olsanız da, önerinizin kabul görmesi için tezinizin kuvvetli olması gerekir, benim de tezim kuvvetliydi. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ödüllendirmesi bir tesadüf değil. Chatham House verdiği ödülle, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgeye istikrar ve refah getirme çabalarını, ayrıca  reform sürecinde Avrupa Birliği ile tam entegrasyon yolunda hızla ilerlemesini tanıdığı anlamına geliyor. Bu ödül aynı zamanda, İngiltere’nin ülkemizin dünyada oynadığı role verdiği önemin altını bir kez daha çizmiştir” diye konuşuyor.
Toplantı sırasında finansal işbirliğini vurgulayan Suzan Sabancı Dinçer, bu alanda DEİK Türk-Amerikan İş Konseyi ile de ortak çalışma başlattıklarını aktarıyor. Dinçer, ödül töreni için geldiği Londra’da İngiliz-Türk İş Konseyi (UKTI ) ile yaptıkları temaslar hakkında da bilgi veriyor. 
Türkiye’nin dış ticaretinde fazla verdiği az sayıda ülkeden biri olan İngiltere ile gerçekleşen dış ticaret 2009 yılında toplam 6 milyar dolara ulaştı. 2010 yılının ilk 8 ayında da ikili ticaret hacmi artış seyrini sürdürdü ve 4.4 milyar dolara yaklaştı.
Dinçer, Türkiye’nin finans merkezi olma potansiyeline dikkat çekerek, İngiliz sermayesinin bu alana yatırım yapabileceğini vurguladı.
Türk-İngiliz İş Konseyi’nin üç başkan yardımcısı bulunuyor. İçlerinden Vodofone CEO’su Serpil Timuray da, yapılan ikili temaslarda sağlık, enerji, bilişim ve gayrimenkul gibi alanlarda Türkiye’ye yatırıma sıcak bakıldığının altını çiziyor.
İş Konseyi’nin tanıtım ve kültür işlerinden sorumlu olan Timuray, Londra yatırım piyasalarına Türkiye’yi tanıtmak için 2011 yılı başında bir Rood-Show düzenleyeceklerini de açıklıyor.

Irak’a birlikte girilebilir
Şerif Egeli ise Irak’ın petrol zenginliğini vurgulayarak “Suudi Arabistan’dan bile zenginler. İngiltere’nin hâkim olduğu Basra bölgesine birlikte yatırım yapabiliriz. Ayrıca Körfez’de ağırlıkta olan İngiliz inşaat mühendislik birikimini Türkiye’nin müteahhitleri ile bir araya getirebiliriz” görüşlerini dile getiriyor.
İngiltere’de uzun süre tekstil işi ile ilgilendikten sonra Türkiye’ye dönen Remzi Gür de “Türkiye, İngiltere gibi bir finans merkezi olacak. İngiltere Batı’da gelişen İslamofobiyi yenerek Arap ve Körfez sermayesini ülkesine çekebildi. İsviçre bankaları ölü para tutuyor, buradaki para aktif. Önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye bu aktif parayı çekebilir” yorumunu yapıyor.
Türk-İngiliz İş Konseyi üyelerinden İş Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Çağlan Mursaloğlu’nun da katıldığı Londra’daki görüşmeyi belki de en iyi özetleyen cümle “İngiltere’nin Türkiye’ye yaklaşmasını neye bağlıyorsunuz” sorusunu yönelttiğim Egeli’den geldi “Rüzgârın farkındayız!”


Chatham House ödülü ile ilgili gelişmeleri konuşmak üzere, Türk-İngiliz İş Konseyi Başkanı Suzan Sabancı Dinçer (soldan ikinci), Serpil Timuray (solda), Şerif Egeli (sağdan ikinci) ve Remzi Gür'ün katılımı ile London Mandarin Orient Otel'de dar kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi.

Füzeden önce ödül geldi
Gül’ün önceki akşam Chatham House’ta İngiltere Kraliçesi II. Elizabet’in elinden Kristal Cam ödülünü alması, zamanlama açısından da ilgi çekiyor. Türkiye, Amerika ve İngiltere’nin başını çektiği NATO “Füze Kalkanı”nı Türkiye’ye kabul ettirdi ve 20 Kasım’da Lizbon’da imzalar atılacak.
Türkiye NATO’nun has evladı olarak yakasına bir kırmızı kurdele takmayı da hak etti. Chatham House’un Gül’e “Irak’ta farklı mezhepler arasında arabuluculuk da üstlendi. Afganistan Pakistan liderlerini bir araya getirdi.
Türkiye’nin Ortadoğu ile bölgesel işbirliğine yapılan katkılarda bulundu.
Bölünmüş Kıbrıs’ın bir bütün haline gelmesi konusunda adımlar attı.  Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi için etkin rol oynadı” nedenlerinden dolayı ödül verdiği açıklanmıştı. Önceki akşam yapılan ödül törenindeki yemek için Akbank, Vodofone, HSBC, Arcelik Turkish Azerbaycan Şirketi, Citibank gibi Türkiye’nin ve İngiltere’nin önde gelen kuruluşları sponsor oldular.
Son bir hatırlatma daha yapayım, bu ödül son 5 yıldır veriliyor. Daha önceki yıllarda TMSF’den Sabah grubunu satın alan Turkuvaz’ın ortakları arasında bulunan Katar Emiri Tali’nin eşi Sheikha Mozah, Gana, Brezilya ve Mozambik devlet başkanları bulunuyordu. 


Kaynak:  MİLLİYET - HURRİYET

***

CHATHAM HOUSE'UN TÜRKİYE PROJESİ'NDE BAKIN KİMLER BAŞROL OYNUYOR..?
 
Alttaki fotoğraflarda  Chatham House Direktörü Dr. Robin Niblett ve Chatham House Mütevelli Heyet Üyesi Suzan Sabancı Dinçer'in  organizesinde gerçekleşen oganizasyonlarda özellikle AK PARTİ'(!) li yöneticilerin başROL OYNADIĞINA ŞAHİT OLACAKSINIZ..


AKP'li Davutoğlu Chatham House Türkiye CEO'su Suzan Sabancı Dinçer'le toplantıda..
Chatham House toplantılarının baş müdavimlerinden AKP Gn. Başk. Yard. Numan Kutulmuş...

Numan Kurtulmuş
AKP Gn. Başk. Yard. Numan Kurtulmuş

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK
AKP'li eski Bakan Fatma Şahin, Gaziantep Bld. Bşk.Adayı

Şu anki T.C Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı


Tayyip Erdoğan Rahmi Koç'la birlikte..


AKP'li Egemen Bağış  Chatham House toplantısında..
 
Bakan Egemen Bağış AB BAKANLIĞI görevini Mevlüt Çavuşoğlu'na bıraktı.. Keyifleri yerinde..


***

CHATHAM HOUSE” UN SİYONİST BAĞLANTILARI


İngiltere’nin Yahudi Lobisi ve Derin Devleti olarak bilinen “CHATHAM HOUSE”’un meşhur ödülüne bu yıl Sn. Abdulah Gül’ü layık bulmuşlardır. Siyonizmin Küresel hâkimiyet projesinin ve GİZLİ DÜNYA DEVLETİ’nin, İngiltere’deki bu merkezinin Sn. Abdullah Gül’e olan sıcak alakası, acaba nereden kaynaklanmaktadır?
Şu soruların doğru ve doyurucu yanıtını bilmek, bir vatandaş olarak elbette hakkımızdır:
1- Sn Abdullah Gül; Siyonizmin ve ırkçı emperyalizmin, tüm dünyayı kontrolü altına almayı amaçlayan, gizli ve kirli bağlantıları saptanan “Chatham House” gibi bir karanlık kuruluşun hoşuna gidecek ve büyük ödülünü hak edecek, hangi özel hizmet ve gayretleri gâvurların işine yaramıştı?  Bu verilenlerin “ödül kılıflı rüşvet” anlamına geldiğinin tarihi tecrübelerle kesinlik kazandığını kendileri de takdir buyuracaklardır.
2- “Chatham House” ve CFR gibi Siyonist örgütleri kuran Yahudilerle Sn. Abdullah Gül’ün herhangi bir yakınlık, akrabalık ve gönüldaşlık bağını halkımız bilmediğine göre, bu ilgi nereden kaynaklanmaktadır?
3- Sn. Abdullah Gül’ün 2010 yılı 10 Kasım mesajında vurguladığı: “Türkiye’nin yeni uluslararası düzende, hak ettiği yeri alması için üstün bir gayret gösteriyoruz” sözleri, “Chatham House” yetkililerine bir mesaj mıydı ve Türkiye’nin küresel emperyalizme yamanması mı amaçlanmıştı?
4- Recep T.Erdoğan’a Başbakanlık yolunu açan CHP ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına taşınmasını kolaylaştıran MHP yetkililerinin ve milletvekillerinin, şu CHATHAM HOUSE’un Masonik ve Siyonist bağlantılarını ve kimlere ne maksatla ödül dağıttıklarını tartışmak ve araştırmak üzere, TBMM’ne soru önergeleri vermelerinin tam zamanıydı… Ama neden hiçbirisinden tıs çıkmamaktaydı? Yoksa perde arkası küresel patronları aynı mıydı?
5- Şu ZAMAN, YENİ ŞAFAK gibi ılımlı İslamcı, şu YENİ AKİT gibi radikal şeriatçı, şu TARAF gibi öküz altında buzağı arayıcı… Velhasıl hem AKP’ye yandaş hem de Laiklik takıntılı, başörtüsü karşıtı ve ulusalcı bütün medya, şu CHATHAM HOUSE’un perde arkasını ve Abdullah Gül’e özel alakasını niye hiç yazmaz ve kamuoyunu aydınlatmazlardı? Yoksa dışarıda horoz dövüşü yapıp toplumu avutanların, localardaki akıl hocaları ortak mıydı?
Gerçekte Amerikan devleti denen şey İngilizlerin  Anglo-Sakson geleneğine bürünmüş Siyonist Yahudi hedeflerinin bir uzantısı ve projesidir. Amerikan yönetim elitleri bile İngiltere’den “ihraç” edilmiştir.
Bunu anlamak için 1620 yılında İngiltere’nin Southampton limanından Amerika’ya göçmen taşıyan “Mayflower” isimli geminin yolcu listesi bile yeterlidir. Kolonileşme döneminde yola çıkan bu gemi adeta bir tür “kuluçkalık” gibidir. Bu gemidekilerin atalarından –Bush’lar dahil- tam 17 ABD başkanı çıkıvermiştir. Üstelik bu 17 aile bir şekilde birbiriyle akraba olan kimselerdir. O halde burada bir “tesadüf”ten ötede bir “misyon” aramak gerekecektir.
Niçin Amerika’ya göçmüş on binlerce aile çiftçi olup kalır iken, bu gemideki 17 aile Amerika’nın geleceğinde söz sahibi kuşaklar yetiştirmiştir? (Bak:www.mayflowerhistory.com)
Her dönem geçerli olan İngiliz-Amerikan ittifakının temelinde bu ailelerin ağırlığı ve onların “gizli misyon”ları nelerdir? Bunların Yahudi Kökenleri niçin gizlenmektedir?
Chatham House “Derin Dünya Devleti’nin Stratejik-Entelektüel Motoru Yerindedir!
Bu anlamda İngiliz derin devleti bir aristokratik kolej gibidir. Merkezinde, çekirdeğinde Kraliyet ailesi, Lordlar kamarası uzantılı bir “soylular” yapısı ve onların özellikle güvenlik bürokrasisi içindeki MI5, MI6 gibi birimler, Scotland Yard görülmektedir. Hatta Exeter, (Abdullah Gül’de bu üniversitede eğitim almıştır)  Oxford, Cambridge gibi üniversitelerin yönetim kademesi bile bu ağa dahildir. Bu şeytani yapının entelektüel boyutunu hazırlayıp eğitmek ve kadro devşirmekle görevlidir. Bu anlamda “İngiliz derin devleti” aristokratik bir Anglo-Sakson elitler temeli üzerinde kurulu gibi görünen Yahudi güdümlü bir yapı arzetmektedir.
Siyonist Yahudi güdümlü İngilizler dünyayı yönetmek için önce akıl ve bilgi gerektiğini sezmişlerdir. O yüzden ki gizli servislerinin adı “Intelligence Service” (Akıl, zekâ, idrakle ilgili) tir. Bu nedenle strateji oluşturmak için bilgiye dayalı, entelektüel faaliyetlere özel bir itina göstermişlerdir. Emperyal politikalarını bunun üzerine geliştirmişlerdir.
İşte bu kuruluşların başında ise “Chatham House” diye bildiğimiz “Royal Institute for International Affairs” (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) gibi sivil görünümlü ”think-tank” (düşünce kuruluşu) gelir. Ancak Chatham House İngiliz menşeli olsa bile gerçekte çok daha büyük bir “Küresel Oyuncu”, strateji çizicidir. Dünya çapındaki “ağ”ın önemli bir merkezidir. Temelinde Siyonizmin “Tek Dünya Devleti” tasarımının olduğu “Küresel Kraliyet” projesinin yürütücülerindendir.
Araştırılsa, Kökeninde “Yuvarlak Masa”nın Majestik Otel Toplantısı görülecektir. 30 Ma­yıs 1919’da Pa­ris Ma­jes­tic Otel’de bio ‘Ra­und Tab­le’ (yu­var­lak ma­sa) top­lan­tı­sı gerçekleştirildi. Yuvarlak Masa’nın fikir babası Ox­ford Üni­ver­si­te­si pro­fe­sör­le­rin­den John Rus­kin’di. Aslında kökleri1877’ye kadar gitmekteydi. Girişimcileri arasında John D. Roc­ke­fel­ler, John P. Mor­gan, And­rew Car­ne­gie, Ma­yer A. Rotsc­hild ve Ce­cil Rho­des beş­li­si başı çekmişti ve hepsi Yahudiydi. Bize I. Dünya Savaşı sonrası koşulları dayatanlar da bu Siyonistlerdi. I. Dün­ya Sa­va­şı he­nüz bit­miş­ti. Ar­tık dün­ya­ya ye­ni bir şe­kil ver­me­nin za­ma­nı gelmişti. Ge­le­ce­ği el­le­rin­de bu­lun­dur­mak is­te­yen güç­ler, bu­nun için ha­re­ke­te geç­mişti. Bu toplantıda bir Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Institute of International Affairs) kurulması kararı verildi. Kuruluşun başına ise Astor ailesinin başı John Jakop Astor Yahudisi getirildi. Söz ko­nu­su grup, 5 Ha­zi­ran’da bir da­ha top­lan­dı ve olu­şu­mun tek bir or­ga­ni­zas­yon ola­rak de­ğil de bir­bi­ri­ne bağ­lı bir ağ ola­rak ku­rul­ma­sı­nın da­ha uy­gun ola­ca­ğı so­nu­cu­na var­dı ve so­nun­da ba­zı ‘think-tank’le­rin ku­rul­ma­sı ka­bul edil­di. Bun­lar ara­sın­da ABD mer­kez­li “Co­un­cil on Fo­re­ign Re­la­ti­ons” (Dış İliş­ki­ler Kon­se­yi / CFR), Lond­ra mer­kez­li Kra­li­yet Ulus­la­ra­ra­sı İliş­ki­ler Ens­ti­tü­sü-Ro­yal Ins­ti­tu­te of In­ter­na­ti­onal Af­fa­irs (RI­IA), yani ‘Chat­ham Ho­use’ en önemlileriydi. Olu­şum­la­rın ba­şı­nı çe­ken ise Yahudi asıllı Rotsc­hild’la­rın Gü­ney Af­ri­ka’da­ki ta­şe­ro­nu Lord Alf­red Mil­ner’di. Ar­tık ‘Ye­ni Dün­ya Dü­ze­ni’ için kol­la­rı sı­va­ya­bi­lir­ler­di. Bun­dan son­ra Ba­tı dün­ya­sın­da ba­şı çe­ke­cek olan dev­let­le­rin dış po­li­ti­ka­la­rı­na bu ku­rum­lar yön ve­re­cek­ti. Ayrıca aşağıda sayacağımız örgütlerin hepsinde “Chatham House Kuralı” diye bilinen kural geçerliydi. Bütün bunlar Chatham Hause yapılanmasını “model” edinmişlerdi. Buna göre konuşmalar dışarı sızdırılamaz, sızsa bile konuşmacının kimliği gizli tutulmak gerekirdi. Küresel Hegemonyanın Gelişme Seyri Tarihsel sıralama olarak 1920 yılında önce “Chatham House” kurulup faaliyete geçirildi. (Bir anlamda daha sonraki yapıların hepsinin lokomotifi “Chatham House”dır diyebiliriz.) Onu 21 Tem­muz 1921’de New York’ta ku­rulan “Co­un­cil on Fo­re­ign Re­la­ti­ons” (Dış İliş­ki­ler Kon­se­yi / CFR)’ın kuruluşu izledi. Ku­ru­cu­la­rı Wal­ter Lip­mann ve J.P. Mor­gan’dır. CFR’nin ilk baş­kan­lı­ğı­nı Se­natör Rudy Bosch­witz, fah­ri baş­kan­lı­ğı­nı ise ulus­la­ra­ra­sı ban­ker­lik şir­ke­ti Kuhn-Le­ob Co.’dan Eli­hu Ro­ot üstlenmişti. Pa­ul War­burg, Ot­to Kahn ve Ja­cob Schiff ise önayak olanlar Yahudilerdi. New York’un 68’in­ci Cad­de­si’nde ta­ri­hi bir bi­na örgütün merkezidir. Car­ne­ige Vak­fı, Roc­ke­fel­ler ai­le­si ve Wall Stre­et ban­ker­le­ri­nin ma­li des­tek­le­riy­le gelişmiştir.(Amerikan Merkez Bankası “Federal Reserve’nin özelleştirilmesini de bunlar önermişti. “Paradan para kazananlar” işte bu kesimlerdi. CFR, Derin Dünya Devleti’nin “Politbürosu” veya “Merkez Komitesi” yerindedir. Derin Dünya’nın en seçkin kadroları buradadır. Roc­ke­fel­ler ailesi başı çekmektedir. ABD’nin küresel politikaları esas olarak burada çizilmektedir. O da bir sivil “Think-Tank” görünümündedir. Siyaset, medya, akademisyenler, istihbarat servisleri, büyük şirket ve bankaların üst yöneticilerinden oluşan son derece “seçkin” üyeleri her an hizmettedir. Uzun erimli hedeflerinin başında:  “Ulusal devletler”in çökertilmesi ve “Tek Dünya Devleti”nin kurulması gelir. Bunlar aynı zamanda dünyada “küresel sermaye” diye bilinen Siyonist şebekedir. 2007 yılında başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a burada bir konuşma yaptırılmış, sonra ödül verilmiştir. Bu yapılar içinde bizde en çok bilinen ve duyulanı ise “Bilderberg”dir. Bil­der­berg ismi Hol­lan­da’nın Oos­ter­berg şeh­rin­de­ki ay­nı adı ta­şı­yan otel­den gel­mek­te­dir. Aslında aynı “küresel ağ”ın bir üst düzey meclisidir. Bil­der­berg’in ku­ru­cu­la­rı ara­sın­da eski Nazi Hol­lan­da Prensi Bern­hard, Uni­le­ver Baş­ka­nı Pa­ul Rij­kens ve Po­lon­ya­lı ha­ham/sos­yo­log Dr. Jo­seph Hi­ero­nim Re­tin­ger bu­lun­mak­ta­dıri ki Re­tin­ger, Bil­der­berg’in ‘fi­kir ba­ba­sı’ ola­rak bi­li­nir. Bil­der­berg’in ilk ku­ru­luş top­lan­tı­sı­na; o za­man­ki CIA Baş­ka­nı Wil­li­am Don­na­van, CIA’dan Be­dell Smith’de katılmışlardır. Küresel seçkinlerin “Danışma Meclisi” ve “Derin Dünya’nın Avrupa Ayağı” olarak da bilinirler. Bilderberg’in her sene Mayıs sonu, Haziran başı gibi muhtelif ülkelerde yapılan toplantılarına Türkiye’den de çok sayıda başbakan, bakan, şirket yöneticisi, üst bürokrat, medya yöneticisi ve yazar davet edilmektedir. Türkiye’de üç kere bir araya gelmişlerdir. (İçlerinde en popüler olanı Fehmi Koru olmuştur) Bilderberg’de bağ­la­yı­cı ka­rar­lar­dan çok, eği­lim tes­pi­ti ya­pı­lır ve ön­le­rin­de­ki sü­reç­te çı­ka­cak so­nuç­lar değerlendirilir. Bil­der­berg “Derin Dünya Devleti” oluşumunun organlarının en önemlilerinden biridir. Bu yılki son toplantılarını 3-6 Haziran 2010 tarihinde Sitgas-İspanya’da gerçekleşmiştir. AB, yani “Birleşik Avrupa” fikri tümüyle bir Bilderberg projesidir. Ger­çek­te Bil­der­berg, ken­di ba­şı­na oluş­muş ya da bir­den or­ta­ya çık­mış bir ku­ru­luş de­ğil­dir; ‘de­rin dün­ya dev­le­ti’nin mer­kez ka­rar me­ka­niz­ma­sı olan CFR’nin çok da­ha giz­li bir biçim­de ulus­la­ra­ra­sı bo­yut­ta­ki uzan­tı­sı­ gibidir. Za­ten CFR üye­le­ri­nin bir­ço­ğu­nun ay­nı za­man­da Bilderberg üye­si ol­ma­sı da ara­da­ki bu ba­ğın bir ka­nı­tı sa­yı­la­bi­lir.
Aynı “Küresel Ağ”ın son yapılanması olan “Trilateral Komisyon” (Üçlü Komisyon) diye bilinen Siyonist yapı, he­de­fin ge­niş­le­me­si­ne pa­ra­lel ola­rak 1973 yı­lın­da şekillenmiştir. Gi­ri­şi­min ön­cü­lü­ğü­nü Da­vid Roc­ke­fel­ler ve Zbig­ni­ew Brze­zins­ki yürütmüşlerdir. Üye­le­ri­ni Ame­ri­ka, Av­ru­pa ve Ja­pondan Yahudi işa­dam­la­rı, bü­rok­rat­lar ve fi­kir adam­la­rı mey­da­na ge­ti­rir. Sa­yı­la­rı 300 ka­dar­dır, söz ko­nu­su üç böl­ge ara­sın­da eko­no­mik ve po­li­tik te­kel oluş­tur­mak ama­cıy­la gerçekleştirilmiştir. (28 Şubatı tertipleme, Erbakan’ın Refah-Yol iktidarını devirme talimatı da bizzat bu Siyonist 300’ler meclisi Başkanı Yahudi Rockefeller ve Brezinski tarafından verilmiştir. M.Ç.)
Tri­la­te­ral Ko­mis­yon’un üç mer­ke­zinin New York, Pa­ris ve Tok­yo’da olduğu bilinir. Bü­tün top­lan­tı­la­rı giz­lidir. Ku­zey Ame­ri­ka bö­lü­mü­nün ba­şı­na Roc­ke­fel­ler ge­ti­ril­miş­tir. Top­lan­tı­la­rı se­ne­de bir gün ve dö­nü­şüm­lü ola­rak New York, Pa­ris ve Tok­yo’da ya­pı­lır. 30 üye­lik bir yö­ne­tim kad­ro­su, ara­la­rın­da gö­rev da­ğı­lı­mı yap­mış olup he­def ül­ke­le­re da­ir pro­je­le­ri yö­ne­tir. Ko­mis­yo­nun ‘Tri­alo­gue’ adı al­tın­da bir der­gi­si ve ‘Üç­gen Kâ­ğıt­lar’ adın­da­ki ça­lış­ma ra­por­la­rı var­dır.
Sonuç Olarak:
Bu yapılar “tesadüfen” ortaya çıkmış, basit fikir üretme kuruluşları değildir. Daha ilk tasarımlarında küresel hedeflere göre şekillenmişlerdir. Dünyayı bir “ağ” gibi sarmış vaziyettedir.
İşte Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’ün ödül alacağı kuruluş ve ona paralel yapılanmalar bugün “Derin Dünya Devleti” diye bilinen oluşumun tam merkezidir. Dünyadaki “Küresel Elite Dayalı Siyonist Yönetim Tekeli” anlayışının amaçlandığı, sürecin bu yönde zorlandığı, ulus devletlerin bu projeler uğruna parçalandığı bir akımın temsilcileridir.
Biz ise buradan bakıp “Ne güzel, cumhurbaşkanımızı yabancılar bile takdir ediyor”, “Kraliçenin elinden ödül alıyor”, “İngiliz devleti bile kıymetimizi anlıyor” gibi sevindirik olup, avami yorumlar yaparken; aynı yapının arka planına baktığımızda bambaşka şeyler görülmekte, ülkemiz ve geleceğimiz adına bizleri ürkütmektedir.[1]
Şimdi bu bilgi ve belgeler ışığında, Chatham House’un Abdullah Gül’ü yılın adamı seçmesi ve ödül vermesi daha bir anlam kazanmakta ve kafaları karıştırmaktadır. Bu nedenle şunu da sormak istiyoruz:
Sn. Cumhurbaşkanının, Hanımının başörtüsüne tavır alıp Cumhuriyet resepsiyonuna katılmayan beyler ve paşalar, acaba Siyonist ve emperyalist kuruluş olan Chatham House’un bu esrarlı ödülüne ve karmaşık ilişkilerine karşı, niye suskun ve puskun kalmaktaydı? Yoksa türban takıntıları, bu karanlık ve karmaşık irtibatları saklama ve aktörlerini aklama amaçlı mıydı?
Bütün bu Siyonist yapıların ve şahısların, Abdullah Gül ve Recep T. Erdoğan muhabbetine karşılık, Erbakan Hoca’ya duydukları derin ve keskin öfkenin ve Onu engelleme ve köreltme gayretlerinin altında ne yatmaktaydı? Ha, sahi yeri gelmişken hatırlatalım: Ulusalcı takımın son sığınağı Morrison Süleyman da, bu karanlık  Siyonist ve Masonik dehlizleri çok iyi tanıyanlardandı!?
Erbakan Hoca: “Erdoğan Siyonizmin kasiyeri (yani sömürü komiseri) gibidir!”
ERDOĞAN ve hükümetinin yaptığı yanlışları  “AB’ye girmeye çalışmak, faizin geçerli olduğu Siyonist düzene uymak” diye sıralayan Erbakan, SP’nin seçimleri kazanacağını ve iktidar olacağını vurgulamıştı. Milli Görüş’ün efsane lideri 84 yaşındaki Necmettin Erbakan’ın, eski öğrencisi Tayyip Erdoğan için “Yıllarca ona yapması gerekenleri öğrettim, ama dediklerimi değil tersini yaptı. Şimdi amacımız onu devirmek” sözleri çarpıcıydı. Hoca’nın nasıl bir strateji kurguladığını bir türlü çözemeyen Siyonist mihraklar şaşkındı.
Saadet Partisi’nin genel başkanlığına seçilerek siyasete geri dönen 84 yaşındaki Necmettin Erbakan, Almanya’nın saygın gazetelerinden Die Welt’e konuşarak, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül için, “Onları bazı dış güçler buraya getirdi. Bunlar şu anki dünya düzeninin; ırkçı, Siyonist emperyalizmin, insanları köleye çeviren güçleridir. Batılı, Siyonist dünya düzenine bilmeden destek ve hizmet verilmektedir. Yaptıklarının çoğu yanlış ve tehlikelidir. Vergiler ve borçlarla Siyonistlere para kazandıran Erdoğan Siyonizmin kasiyeri gibidir. O benim öğrencimdi. Ona yapması gerekenleri söyledim, ama dediklerimi yapmadı. Şimdi amacımız onu devirmektir. Efsane Başbakan geri dönüyor” diye uyarmıştı. Hükümetin yaptığı nadir doğrulardan birinin Hayrünnisa Gül’ün türbanla resepsiyona katılması olduğunu belirten Erbakan, “ancak bunun dışında AB’ye girmeye çalışmak, faizin geçerli olduğu Siyonist düzene uymak ve küreselleşme diye halkımızı köleleştirip, Türkiye’yi Büyük İsrail’e vilayet yapmak, gibi çok vahim hatalar yapıldığını” hatırlatmıştı.
Sabah Gazetesinden Ergun Aksoy’a konuşan (9 Kasım 2010 Sh.22) Recep T. Erdoğan’ın:
“28 Şubat sürecindeki dayatmalar karşısında bunalan insanımız, yeni bir siyaset mühendisliğine izin vermedi, buna karşı demokratik tepkisini ortaya koyup AKP’yi iktidara getirdi” sözleri, aslında AKP’nin 28 Şubat tertibinin gayrı meşru bebeği olduğunun dolaylı itirafıydı. Aynı söyleşide Başbakan’ın;
“Merhum Turgut Özal döneminde gelişen hak ve özgürlükler geriye gitti, demokratik siyaset güç kaybetti, vesayetçi çevrelerin dayatmaları milleti canından bezdirdi.. 1993-2003 arası, adeta Türkiye’nin kayıp yılları ve fetret dönemiydi..” ifadeleriyle Erbakan’ı ve Refah Yol iktidarını yok sayması ve kocaman kıçı dışarıda olduğu halde başını kuma sokup saklandığını sanan Deve Kuşu tavrıyla aslını inkara kalkışması, bunların tiyniyet ve zihniyetini ortaya koymaktaydı.
Daha önce “bu bizim namus meselemiz” dedikleri halde, sekiz yıldır çözmeye cesaret edemedikleri Türban sorunuyla ilgili haklı sorular karşısında bunalıp “artık bıktığını” açıklayan, çünkü sığınacak hiçbir mazeret bulamayan Cumhurbaşkanı ve Başbakan; acaba bu konuyu istismar etmekten niye usanmamıştı?

[1] (Bak:www.acikistihbarat.com 09 – 11 – 2010 – Atilla Akar)

MİLLİÇÖZÜM

*** 



Erdoğan, Dünyanın en büyük Gizli Örgütü CFR'de neyin toplantısını yapıyor..?

Sayın Abdullah Gül, İlluminati'nin en güçlü teşkilatında ne işi var..?


http://jonturk.com/wp-content/uploads/2013/06/gulerdoganilluminati1.jpg
Peki, bu AKP'li güruhun  hem CFR'de, hem de İngiliz  Chatham House'da ne işleri ola ki..?













20 Şubat 2014

AK PARTİ'Lİ MEHMET CEYLAN: "HERŞEY KARABÜK İÇİN" DEDİ..!


MEHMET CEYLAN: HERŞEY KARABÜK İÇİN..!

AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Mehmet Ceylan, her şeyden önce tek hedeflerinin Karabük’ü 21. yüzyıl Türkiye’sinde tam anlamıyla hak ettiği yere getirmek olduğunu söyledi.
 
30 Mart yerel seçimleri kapsamında esnaf ziyaretlerini devam ettiren AK Parti Karabük Belediye Başkan Adayı Mehmet Ceylan, seçim çalışmalarına ara vermediklerini, çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü kaydederek: “Bizler Karabük’ümüzü 21. yüzyıl Türkiye’sinde tam anlamıyla hak ettiği yere getirmektir. 11 yıldır Hükümetimiz Karabük’e ihtiyaç duyduğu tüm yatırımları yaptı ve yapmaya da devam etmektedir. Üniversitesi, KARDEMİR’i, Yüzme Havuzu, Stadı bunun gibi birçok yatırım hem yapıldı hem de daha önceden yapılmış yatırımları iyileştirme çalışmaları ile gerçekten gereken önemi Hükümetimiz Karabük’ümüze verdi. Tabi bunları yaparken bir yandan da yeni yatırımlar için çalışmalar olacak. Allah nasip ederse 30 Mart’ta Belediye Başkanı olursak bizlerde Belediye ve Hükümet el ele vererek şehrimiz için daha çok çalışacağız. Karabük’ü bu görünümünden kurtarmak için ne yapılması gerekiyorsa daha fazlasını yapacağız” dedi.
Karabük’e yapılan birçok yatırımın altında imzasının olduğunu da ifade eden Ceylan, “Karabük’e, Milletvekilliği dönemimde, Kalkınma Bakan Yardımcılığı dönemimde birçok yatırımın gelmesinde katkım oldu. Yapılan yatırımların altında bizzat imzam bulunmaktadır. Ben bu aktif çalışmalarımı Allah nasip ederse Belediye Başkanı olarak seçilirsek o zaman da Belediyecilik anlamında Karabük’ e gereken yatırımların yapılması için çaba sarf edeceğim ve elimden gelen ne varsa en iyisini yapacağım. Şuanda seçim çalışmaları kapsamında birçok mahallemizi ziyaret ettik. Bizlerden talepleri oluyor ve inşallah Belediye Başkanı olduğumuzda ilk işimiz bu sıkıntılara çözüm üretmek olacak. Bizler Karabük’ümüz için bu kutsal göreve çıktık ve Allah nasip ederse bu yolda da muvaffak olacağız” dedi.












18 Şubat 2014

YİYİN EFENDİLER YİYİN..!


YİYİN EFENDİLER YİYİN..!

 

 

Yiyin efendiler yiyin



TBMM lokantasındaki yemek fiyatlarının, Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) lokantalarındaki yemek fiyatlarından düşük olması “yok artık” dedirtti.
Buna göre, üniversite öğrencilerinin yararlandığı KYK yemekhanelerinin, milletvekillerinin yararlandığı TBMM lokantasından fiyat olarak daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Üstelik öğrenci yemekhanesindeki ‘kalite’ ile TBMM vekillerin yararlandığı yemekhane kalitesi karşılaştırılınca, fark daha da dudak uçuklatacak boyutlara varıyor.  
Üniversite öğrencileri yurt lokantalarında 1 kase çorbayı 1.25 TL’ye içerken, yaklaşık 14 bin TL maaş alan milletvekilleri TBMM lokantasında çorbayı 1 TL’ye içiyor.
1 Ocak’ta açıklanan yeni burs ve beslenme yardımlarına göre; yurt öğrencileri gün içerisinde, 2.30 TL kahvaltı ve 5 TL akşam yemeği olmak üzere toplamda 7.30 TL yardım alıyor. Ayrıca burs alan öğrenciler, aylık 300 TL yardım alıyor. Milletvekillerinin sadece vekillik görevlerinden ötürü aylık 14 bin TL’ye yakın maaş aldığı düşünüldüğünde, aylık 300 TL alan öğrencilerle benzer fiyatlarda yemek yemeleri dikkat çekiyor.
Yani…
14 bin TL’ye yakın maaş alan milletvekillerinin yemek fiyatları, Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında sık sık dile getirdiği 300 TL kredi ve burs alan üniversite öğrencilerinin yemek fiyatlarından daha ucuz. Üstelik yemekhaneler arasındaki kalite farkından hiç söz etmiyoruz.
İşte o fiyat listeleri:

(BÜYÜTMEK İÇİN GÖRSELLERİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ)



Başka söze gerek var mı?
Odatv.com

























RAFET VERGİLİ'NİN İNADI YÜZÜNDEN , 18 MİLYON LİRALIK BU BİNA ÇÜRÜYOR..!

RAFET VERGİLİ'NİN İNADI YÜZÜNDEN , 18 MİLYON LİRALIK  BU  BİNA  ÇÜRÜYOR..!
Bu bina, 2007 yılında Hüseyin Erer döneminde Karabük Belediyesi Hizmet Binası olarak yapıldı. O günün parasıyla yaklaşık 18. 000.000 TL harcandı. Üzerinde, "TIP FAKÜLTESİ" levhası var ama, tam 5 yıldır kullanılmıyor. BİNA ÇÜRÜYOR.. Burada, Karabük Üniversitesi'nin başarılı rektörü Sayın, Burhanettin Uysal'a bir sözümüz yok.. Peki, bu işin hesabını kim verecek..? İhale bedeli alttaki levhada yazıyor. İhale bedelinin üstüne ödenen 8.000.000 TL kimin cebinde..? Hüseyin Erer ve Rafet Vergili gibi bu işin asıl sorumluları ise, Karabük caddelerinde hala utanmadan ve sıkılmadan dolaşabiliyorlar ya...

HÜSEYİN ERER ve ŞAKİR EKŞİ İTTİFAKININ KİRLİ BELGESİ !...

HÜSEYİN ERER ve ŞAKİR EKŞİ İTTİFAKININ KİRLİ BELGESİ !...
YUKARDAKİ TABELAYA İYİ BAKIN ! BU BİNANIN MALİYETİ YAKLAŞIK 20 TRİLYONA NASIL ULAŞTI ? KARABÜK'ÜN MALINI MÜLKÜNÜ YAĞMALAYAN SOYGUN ŞEBEKESİ ORTALARDA YOK..! BU İŞİN HESABINI SORAN DA YOK..!

KARABÜK HALKI RAFET VERGİLİ'DEN AÇIKLAMA BEKLİYOR...!

KARABÜK HALKI RAFET VERGİLİ'DEN AÇIKLAMA BEKLİYOR...!
MHP Gn. Bşk. Devlet Bahçeli, başbakana yönelik “ŞEREF ve HAYSİYET SAHİBİ OLMANIN İLAMI YARGI NEZDİNDE HESAP VEREREK AKLANMAKTAN GEÇER..!” derken, Rafet Vergili ve kardeşi Gültekin Vergili yıllardır Karabük'te "vergi dolandırıcılığı"ndan, Antalya-Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi'nde de "sigortadan para almak için yakıt yüklü kuru yük gemisini yakmaktan" yani dolandırıcılıktan yargılanıyor. Bu Vergili, kardeşler taa 2002 yılından bu yana Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılandıkları halde, hala bu konularda kamuoyuna açıklama yapmaktan neden kaçıyorlar, dersiniz..? Yargıtay kapılarında dolaşan bu kirli ve karanlık dosyalar neden hala çözülemiyor..? Yaklaşık 11 yıl süren bu davanın akıbeti ne oldu.? Zaman aşımına mı uğradı..? Karabük Belediye Başkanı bu konuda niye konuşamıyor, açıklama yapamıyor..?

ALTTAKİ FOTOĞRAF KARESİNİ İYİ İNCELEYİN..! BAŞKAN TANITIM YAPIYOR SADECE..!

ALTTAKİ  FOTOĞRAF KARESİNİ İYİ İNCELEYİN..!  BAŞKAN  TANITIM YAPIYOR SADECE..!
O aslında "İMAM HATİP" mezunu.. Yurt dışı gezilerine bayılıyor.. Masraflar belediye kasasından..AKP'li Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy resimde gördüğünüz gibi Japonya ziyaretinde oldukça keyifli görünüyor.. Japonya'nın çağdaş fahişeleri olarak tanınan GEYŞA'larla bu denli yakınlaşan NECDET AKSOY bu samimi görüntülerin perde arkasında ne olup bittiğini kamuoyuna açıklamalıdır. Müftülük yetkilileri bu görüntüler için "dinimizce caiz değil" ve "oldukça çirkin" yakıştırmasında bulundular...

100 EVLER KARŞILĞINDA YOLBULAN ve GÜLEÇ AİLESİNE NE VERİLDİ..!

100 EVLER KARŞILĞINDA YOLBULAN ve GÜLEÇ AİLESİNE NE VERİLDİ..!
Önce, o meydanı yerle bir etti. akabinde, "19 Ağustos 2010 günü meydanın inşaat alanında çay içeceğim" dedi. Ama, sözünde durmadı. Peki, Rafet Vergili imzaladığı bu anlaşma yada protokolün içeriğini Karabük kamuoyundan neden gizliyor dersiniz..!

mutluluk güzeldir.. (29 mart 2009 seçimleri akşamı ) Bu tablonun ilelebet olmasını dileriz.